Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (November 2008) > Dünya Ekonomi > Dünya Bankası Neoconların kıskacında
Dünya Ekonomi
Dünya Bankası Neoconların kıskacında
Sadık Ünay
PA­UL Wol­fo­witz’in baş­kan­lı­ğa atan­ma­sın­dan bu ya­na ge­çen bir yıl, Dün­ya Ban­ka­sı’nda cid­di bir Neo­con kad­ro­laş­ma ha­re­ke­ti­ne, si­vil top­lum ör­güt­le­ri ile son yıl­lar­da güç­len­di­ril­me­ye ça­lı­şı­lan iliş­ki­le­rin za­yıf­la­ma­sı­na ve baş­ta İn­gil­te­re ol­mak üze­re Av­ru­pa ül­ke­le­ri ile kal­kın­ma stra­te­ji­si ko­nu­sun­da ba­riz an­laş­maz­lık­la­rın baş gös­ter­me­si­ne şa­hit ol­du.
İş­te böy­le bir or­tam­da Sin­ga­pur’da dü­zen­le­nen 2006 İMF-Dün­ya Ban­ka­sı bir­leş­ti­ril­miş yıl­lık top­lan­tı­la­rı, ge­rek da­vet edi­len ba­zı si­vil top­lum ka­tı­lım­cı­la­rı­nın ül­ke­ye gi­ri­şi­nin oto­ri­te­ler­ce en­gel­len­me­si ya da sı­nır dı­şı edil­me­le­ri, ge­rek­se Wol­fo­witz ve eki­bi­nin si­vil top­lum­la di­ya­lo­ğa ye­ter­li önem ver­me­me­si se­be­biy­le olay­lı baş­la­dı. Pen­ta­gon’dan Dün­ya Ban­ka­sı’na ta­şı­nan, gü­ven­lik teh­di­di psi­ko­zu al­tın­da­ki Neo­con kad­ro­nun, ida­ri çü­rü­me ve rüş­vet­le mü­ca­de­le, kal­kın­ma, fa­kir­li­ğin azal­tıl­ma­sı gi­bi mas­ke­le­rin al­tın­da giz­li bir dış po­li­ti­ka gün­de­mi­ni adım adım ta­kip et­ti­ği yö­nün­de­ki şüp­he­ler de ar­tık yük­sek ses­le ifa­de edi­lir ha­le gel­di. Bu bağ­lam­da, Dün­ya Ban­ka­sı ve İMF’nin ge­rek Af­ri­ka’da ge­rek­se As­ya’da yıl­lar­dır sür­dür­mek­te ol­duk­la­rı kre­di­len­dir­me prog­ram­la­rı­nın, Neo­con­la­rın im­za­sı­nı ta­şı­yan em­per­yal/ag­re­sif dış po­li­ti­ka se­çim­le­ri ile uyum­lu ola­cak bi­çim­de çar­pı­tıl­dı­ğı; ka­ğıt üze­rin­de ob­jek­tif gö­rü­len ko­şul­la­rın müt­te­fik ül­ke­le­re fark­lı uy­gu­lan­dı­ğı ve kal­kın­ma/fa­kir­li­ğin azal­tıl­ma­sı gün­de­mi­nin ha­fi­fe alın­dı­ğı ön­de ge­len suç­la­ma­lar ara­sın­day­dı. Ör­ne­ğin Dün­ya Ban­ka­sı’nca 1990’la­rın ba­şın­dan iti­ba­ren çok önem­se­nen ve de­mok­ra­tik kal­kın­ma­nın anah­ta­rı ola­rak lan­se edi­len “iyi yö­ne­ti­şim” ve çü­rü­me/rüş­vet ile mü­ca­de­le prog­ram­la­rı­nın, Pa­kis­tan gi­bi “te­rö­re kar­şı kü­re­sel sa­vaş”ta stra­te­jik or­tak ola­rak gö­rü­len ül­ke­le­ri es geç­me­si ya da Af­ri­ka’da ABD’nin dü­men su­yu­na gir­me­yen ül­ke­le­rin kre­di ko­şul­la­rı­nın ağır­laş­tı­rıl­ma­sı göz­den kaç­ma­dı.
Git­tik­çe cid­di­le­şen du­rum di­ğer Av­ru­pa ül­ke­le­ri ya­nın­da İn­gi­liz­le­ri de fe­na hal­de ra­hat­sız et­miş ola­cak ki, ge­le­nek­sel ola­rak es­ki ko­lo­ni alan­la­rı­na yo­ğun­la­şan Ulus­la­ra­ra­sı Kal­kın­ma Ba­kan­lı­ğı’nın ba­şın­da bu­lu­nan (ay­nı za­man­da İn­gi­liz so­lu­nun du­aye­ni Tony Benn’in oğ­lu) Hi­lary Benn, dip­lo­ma­tik an­cak güç­lü bir üs­lup­la Wol­fo­witz yö­ne­ti­mi­ne ra­hat­sız­lık­la­rı­nı ifa­de et­ti. Bu­na gö­re, eğer rüş­vet­le mü­ca­de­le prog­ra­mı da­ha ob­jek­tif ve cid­di bir bi­çim­de ele alı­nıp kre­di kay­nak­la­rı­na aci­len ih­ti­ya­cı olan fa­kir ül­ke­le­re çı­ka­rı­lan su­ni en­gel­ler kal­dı­rıl­maz­sa İn­gi­liz hü­kü­me­ti, 1,3 mil­yar ster­lin­lik az­ge­liş­miş ül­ke­ler büt­çe­si­ne ek ola­rak ban­ka­ya ge­çen yıl söz ver­di­ği 50 mil­yon ster­lin­lik kay­na­ğı ser­best bı­rak­ma­ya­cak. 50 mil­yon sterlin ulus­la­ra­ra­sı yar­dım pas­ta­sı için­de de­va­sa bir kay­nak ola­rak gö­rül­me­ye­bi­lir; an­cak bu, söz ko­nu­su si­ya­si res­tin öne­mi­ni azalt­mı­yor.
Kri­zin odak nok­ta­sı­nı ise, “Was­hing­ton Uz­la­şı­sı” di­ye bi­li­nen ve pi­ya­sa di­sip­li­ni­ni ön­ce­le­yen po­li­ti­ka­la­rı İMF ve Dün­ya Ti­ca­ret Ör­gü­tü ile eş­gü­düm­lü ola­rak des­tek­le­yen Dün­ya Ban­ka­sı’nın var­lık se­be­bi­nin ve meş­ru­iye­ti­nin gi­de­rek tar­tı­şı­lır ha­le gel­me­si oluş­tu­ru­yor. Dün­ya Ban­ka­sı, So­ğuk Sa­vaş dö­ne­min­de Mar­cos ve Ça­vu­şes­ku dik­ta­tör­lük­le­ri­ne des­tek ol­mak gi­bi ha­ta­lar iş­le­miş ol­sa da, özel­lik­le 1990’lı yıl­la­rın ikin­ci ya­rı­sın­dan iti­ba­ren de­mok­ra­si, in­san hak­la­rı, hu­kuk dev­le­ti, rüş­ve­tin ön­len­me­si gi­bi hu­sus­la­rı içe­ren “iyi yö­ne­ti­şim” kav­ra­mı et­ra­fın­da bir si­ya­si etik ve meş­rui­yet ara­yı­şı­nın alt­ya­pı­sı­nı ha­zır­la­ma­ya gi­riş­ti. Kre­di­len­dir­me kri­ter­le­rin­de za­man­la eko­no­mik ko­şul­la­rın ya­nın­da, Tür­ki­ye’nin iz­le­di­ği AB’nin Ko­pen­hag kri­ter­le­ri­ne ben­zer bi­çim­de, si­ya­si şart­la­rın dev­re­ye gir­me­si ge­liş­mek­te olan ül­ke­ler­de de­mok­ra­tik re­jim­le­rin yer­leş­me­si­ni sağ­la­ma gi­ri­şi­mi ola­rak de­ğer­len­di­ril­di.
Ge­li­nen nok­ta­da, gü­ven­lik ref­leks­le­ri öne çı­kan Wol­fo­witz ve eki­bi­nin, Av­ru­pa ti­pi li­be­ral de­mok­ra­tik re­jim­le­ri yay­gın­laş­tır­ma pro­je­si­ni aka­me­te uğ­rat­ma­ya ni­yet­li ol­du­ğu gö­rü­lü­yor. Av­ru­pa­lı­la­rın tep­ki­le­ri­nin asıl se­be­bi de, son on beş yıl­da aka­de­mik ve en­te­lek­tü­el eg­zer­siz­ler­le ol­gun­laş­tı­rı­lıp Dün­ya Kal­kın­ma Ra­por­la­rı’na yan­sı­yan ve ted­ri­cen uy­gu­la­ma­ya ge­çi­ri­len ne­oli­be­ral alt­ya­pı­lı kal­kın­ma pa­ra­dig­ma­sı­nın, gü­ven­lik ek­sen­li ve prag­ma­tik bir neo­con kal­kın­ma söy­le­mi ta­ra­fın­dan ala­şa­ğı edil­me­si­dir.
Hi­lary Benn’in açık­la­ma­sın­da­ki sa­tır ara­la­rı dik­kat­le okun­du­ğun­da At­lan­tik hat­tın­da eko­no­mi-po­li­tik fel­se­fe bağ­la­mın­da or­ta­ya çık­ma­ya baş­la­yan cid­di kı­rıl­ma­nın ipuç­la­rı­nı gör­mek müm­kün. Ör­ne­ğin, kre­di­len­dir­me ko­şul­la­rı­nın ulu­sal şart­lar göz önü­ne alı­na­rak es­nek bir şe­kil­de be­lir­len­me­si ta­le­bi, Wol­fo­witz yö­ne­ti­mi­nin ki­mi ül­ke­le­re kar­şı kas­ten aşı­rı sı­kı ko­şul­lar öne sür­dü­ğü­nü; yö­ne­ti­şim kav­ra­mı­nın da­ha ge­niş bir şe­kil­de ele alın­ma­sı ta­le­bi, Neo­con­la­rın iyi yö­ne­ti­şim ya da de­mok­ra­tik­leş­me di­ye bir dert­le­ri ol­ma­dı­ğı­nı; yar­dım ya­pan ül­ke­ler ara­sın­da ko­or­di­nas­yon ta­le­bi de her ge­liş­miş ül­ke­nin ken­di ko­lo­ni ka­lın­tı­la­rı ya da as­ke­rî müt­te­fik­le­ri­ne gö­zü ka­pa­lı yar­dım yap­mak­tan vaz­geç­me­si is­te­ği­ni dil­len­di­ri­yor. En azın­dan, kla­sik İn­gi­liz dip­lo­ma­tik li­sa­nı­nı ter­sin­den okur­sa­nız böy­le.
Bush ve neo­con çev­re­si­nin 11 Ey­lül son­ra­sı dö­nem­de hız­la­na­rak ve ge­niş­le­ye­rek de­vam eden tek ta­raf­lı ka­rar al­ma eği­li­mi, özel­lik­le ge­liş­mek­te olan ül­ke­le­re şi­rin gö­rün­mek için her tür­lü ça­ba­yı gös­te­ren Dün­ya Ban­ka­sı’na Wol­fo­witz sa­ye­sin­de si­ra­yet et­miş du­rum­da. Bu gi­diş de­vam eder­se, Av­ru­pa­lı li­be­ral ge­le­ne­ğin önem­se­di­ği si­ya­si ve sos­yal de­ğer­le­rin or­ta va­de­de Dün­ya Ban­ka­sı’nın yay­ma­ya ça­lış­tı­ğı yö­ne­ti­şim mi­ma­ri­si için­de­ki ağır­lık­la­rı­nı yi­tir­me­le­ri ve BOP ile di­ğer böl­ge­sel gü­ven­lik pro­je­le­ri­nin ye­de­ği­ne alın­mış bir söz­de yar­dım/kal­kın­ma po­li­ti­ka­sı­nın ege­men ol­ma­sı kuv­vet­le muh­te­mel.
So­nuç ola­rak, hak­ka­ni­ye­te da­yan­ma­yan ti­ca­ri li­be­ra­li­zas­yon ta­lep­le­riy­le çık­ma­za gi­ren ve ge­le­ce­ği tar­tı­şı­lır ha­le ge­len Dün­ya Ti­ca­ret Ör­gü­tü’nden son­ra Neo­con­la­rın kıs­ka­cı­na gi­ren Dün­ya Ban­ka­sı da cid­di bir meş­rui­yet kri­zi­ne doğ­ru hız­la iler­li­yor. Ça­tır­da­mak­ta olan Bret­ton Wo­ods sis­te­min­den ge­ri­ye ise mü­te­va­zı bir ko­ta ar­tı­rı­mın­dan do­la­yı mil­let­çe min­net­tar ol­du­ğu­muz, eko­no­mik is­tik­ra­rı­mı­zın te­mi­na­tı(!) İMF ka­lı­yor. Ne der­si­niz, kü­re­sel eko­no­mi po­li­tik­te sis­te­mik kriz ve dö­nü­şüm çok uzak­ta ola­bi­lir mi?

Paylaş Tavsiye Et