Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (September 2008) > Dergi > Yedi İklim
Dergi
Yedi İklim
Nermin Tenekeci
Edebiyat-Kültür-Sanat
Aylık Dergi, Sayı: 194, 195
Mayıs, Haziran 2006
Gerek Kutlu Doğum Haftası, gerek karikatür kriziyle patlak veren çirkin saldırılar, gerekse terörü İslâm’la aynı kefeye koyarak Müslüman halklara reva görülen her türlü insanlık dışı muamelenin uyandırdığı infial, bazı edebiyat ve düşünce dergilerinin geçmiş sayılarını Peygamber özel sayıları olarak yayınlamalarına vesile oldu.
Bunlardan biri olan üç aylık Kültür dergisi, edebiyatımızda peygamberimizin nasıl anlatıldığına değinmiş, Türk süsleme sanatlarında remizleri, peygamber sevgisinin Türk musikisindeki yankılarını, hilye-i şerifleri, menzil-nâmeleri, farklı bir açılımla Mevlit’i; yazmalar, minyatürler ve ebruları, kısacası konuyla ilgili pek çok meseleyi sayfalarına taşımıştı.
Ali Haydar Haksal ve Kâmil Eşfak Berki’nin yönetiminde, 1990’lı yıllardan bu yana yayın hayatına devam eden Yedi İklim dergisi de Mayıs sayısını bu konuya ayırdı ve 300 sayfalık “Peygamberimiz Özel Sayısı” ile okurların karşısına çıktı. Kültür dergisi gibi, edebiyatta Hz. Muhammed olgusu etrafında örülmüş bir içerikle çıkan bu sayıda, Haksal’ın “şiirin şiirle yıkanması” şeklinde ifade ettiği, İslâm düşüncesinin naat, mevlit, kaside geleneğine yer verilmiş. Frithjof Schuon tarafından hazırlanan salâvatlar, klasik ve modern dönemde naatlar, hilye-i şerifler, şemailler; Kürtçede mevlit, Veled Çelebi’nin Fuzuli’nin Su Kasidesi’ne yazdığı şerh, Dede Korkut kitabında Hz. Muhammed sevgisi, Divan Edebiyatında hadis-i şeriflerin yeri, Peygamberimizi konu alan eserler dergide yer bulan bazı başlıklar. Yedi İklim’in Haziran sayısında ise, Zafer Acar, Cevdet Karal’ın Horozlu Ayna ve Ölüm başlıklı kitabını değerlendirmeye devam ediyor. Sabri Hamam, Necip Fazıl’dan yola çıkarak Mısır ve Türk edebiyatlarının benzer sorunlarına değinirken, Süheyla Doğrudil de Sezai Karakoç şiirinin arka planına uzanıyor.
Dergilerde, farklı pencerelerden yorumlanan din ve peygamber tasavvurlarının, ilginç röportajların ve yeni, dipdiri bir peygamber bilincine duyulan ihtiyacın açığa çıktığı bu yazılarda gelinen son nokta, ‘dünyevileş(tiril)miş’ insanın hem kendisi hem de ötesiyle yaşadığı iletişim kopukluğunun vahameti. Görünen o ki, daha sahih köprüler kurmaya; ilmihal düzeyinin, tekdüze siyer anlayışının çok üstünde bir ufuk genişliğine her zamankinden daha fazla muhtacız. / Nermin Tenekeci

Paylaş Tavsiye Et