Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Türkiye Siyaset
Demokratikleşmede son Nokta!
Bekir Berat Özipek
BİR der­gi, po­pü­ler­li­ğin zir­ve­sin­de ol­du­ğu bir an­da ne­den ken­di ken­di­si­ni ka­pat­ma ka­ra­rı alır? Üs­te­lik de man­şet­ten “ay­nen de­vam” me­sa­jı ver­miş­ken?
Der­gi­nin sa­hi­bi “Ça­re­siz­dim, bu­nal­dım. Bu ka­dar if­ti­ra­ya da­ya­na­ma­dım. Hak­kı­mız­da söy­le­me­dik­le­ri söz kal­ma­dı. En son ‘Bar­za­ni des­tek­li­yor’ de­nil­di. Ola­cak iş de­ğil. Ben de bu va­ta­nın ev­la­dı­yım. Da­ya­na­ma­dım ve ka­pat­ma ka­ra­rı al­dım” di­yor.
Ama bu açık­la­ma, yi­ne de yu­ka­rı­da­ki so­ru­ya tat­min edi­ci bir ce­vap gi­bi gö­rün­mü­yor. İf­ti­ra­ya uğ­ra­yan bir in­san, elin­de­ki med­ya im­ka­nı­nı kul­la­na­rak, sa­hi­bi ol­du­ğu der­gi ara­cı­lı­ğıy­la ken­di­si­ni ifa­de et­mek ve ucu açık bir za­man sü­re­sin­ce hak­lı­lı­ğı­nı ka­nıt­la­ma­ya ça­lış­mak ye­ri­ne ne­den ka­pat­ma ka­ra­rı alır? Yok­sa “Ça­re­siz­dim, bu­nal­dım” ifa­de­si­nin ar­ka­sın­da söy­le­ye­me­di­ği baş­ka söz­ler mi var? Nok­ta der­gi­si Ge­nel Ya­yın Yö­net­me­ni Al­per Gör­müş, der­gi­nin sa­hi­bi Ay­han Dur­gun için “Son bir ay­da be­lir­gin bir te­dir­gin­lik ve en­di­şe için­de ol­du­ğu­nu fark et­me­mek ola­nak­sız­dı” di­yor­du. Bel­ki asıl üze­rin­de du­rul­ma­sı ge­re­ken hu­sus da bu ‘te­dir­gin­lik’.
Nok­ta’nın es­ki De­niz Kuv­vet­le­ri Ko­mu­ta­nı Öz­den Ör­nek’e ait ol­du­ğu id­di­a edi­len gün­lük­ler­le il­gi­li ha­be­ri şu an da­va ko­nu­su. Ör­nek, gün­lük­le­rin ken­di­si­ne ait ol­ma­dı­ğı­na iliş­kin bir açık­la­ma yap­tı; ama pek çok­la­rı, onun “adet ye­ri­ni bul­sun” tü­rün­den gö­nül­süz­ce bir ya­lan­la­ma yap­tı­ğı­na, do­la­yı­sıy­la gün­lük­le­rin ve ora­da ya­zı­lan­la­rın ger­çek ol­du­ğu­na inan­ma­ya de­vam edi­yor. Nok­ta’nın da­ha ön­ce ya­yım­la­dı­ğı, ga­ze­te­ci­le­rin fiş­len­me­siy­le il­gi­li “an­dıç ha­be­ri”nin doğ­ru ol­du­ğu ise za­ten or­ta­ya çık­mış­tı. Ga­ze­te­ci­le­r ve on­la­rın gö­rev yap­tık­la­rı med­ya or­gan­la­rı hak­kın­da bir tür fiş tu­tul­ma­sı ve ba­zı­la­rı­nın sa­kın­ca­lı gö­rü­le­rek ba­sın top­lan­tı­la­rı­na so­kul­ma­ma­la­rı sü­re­ge­len bir uy­gu­la­may­dı; an­cak bu bel­ge­nin ger­çek ol­du­ğu­nun ka­bul edil­me­siy­le bir­lik­te, ta­raf­sız­lık esa­sı­na uy­gun ha­re­ket et­me­si ge­re­ken bir ka­mu ku­ru­mu­nun, ga­ze­te­ci­ler ve ba­sın or­gan­la­rı hak­kın­da ide­olo­jik de­ğer­len­dir­me­ler yap­tı­ğı da ka­nıt­lan­mış ol­du.
Nok­ta’nın ya­yın­la­rı, or­ta­la­ma bir de­mok­ra­si­de taş­la­rı ye­rin­den oy­na­ta­cak tür­den ha­ber­le­rin ür­kü­tü­cü bir sus­kun­luk­la kar­şı­lan­dı­ğı bir ül­ke­de ya­şa­dı­ğı­mız ger­çe­ği­ni bir kez da­ha gös­ter­di. Da­ha­sı, bu tür ha­ber­ler du­yul­du­ğun­da, pro­jek­tör­le­rin dar­be gi­ri­şi­miy­le suç­la­nan­la­ra de­ğil, ha­be­ri ve­ren­le­re ve­ya so­ruş­tur­ma açan sav­cı­la­ra çev­ril­di­ği bir ül­key­di bu­ra­sı. Ana­ya­sal dü­ze­ni si­lah zo­ruy­la de­ğiş­tir­mek için ör­güt kur­ma­nın, ya­ni dar­be gi­ri­şi­min­de bu­lun­ma­nın de­ğil, bu­nu ha­ber yap­ma­nın bi­le suç ol­du­ğu bir ül­ke.
Şim­di pek çok ki­şi, Nok­ta’nın an­dıç ve dar­be gi­ri­şim­le­riy­le il­gi­li ha­ber­le­ri yü­zün­den bas­kı­ya uğ­ra­mış ola­bi­le­ce­ği­ni ve bu yüz­den ka­pı­ya ki­lit vur­mak zo­run­da kal­dı­ğı­nı dü­şü­nü­yor. Eğer öy­ley­se, ba­sın öz­gür­lü­ğü ve de­mok­ra­si adı­na da­ha de­rin kay­gı duy­ma­mız ge­re­ken bir sü­re­ce gi­ri­yo­ruz de­mek­tir. Çün­kü Nok­ta’nın han­gi ha­ber­le­rin ar­dın­dan ka­pan­dı­ğı göz önü­ne alın­dı­ğın­da, bun­dan son­ra çok az ba­sın or­ga­nı bu tür ha­ber­le­ri ka­mu­ya du­yur­ma ko­nu­sun­da ge­rek­li ce­sa­re­ti ken­di­sin­de bu­la­bi­le­cek­tir. (He­le he­le Al­per Gör­müş hak­kın­da is­te­nen 6 yıl­lık ha­pis ce­za­sı is­te­mi­ni duy­duk­tan son­ra.)
Or­ta­da bu ka­dar cid­di id­dia­lar var­ken hü­kü­me­tin ve si­ya­si par­ti­le­rin ade­ta “ne ke­di gir­miş, ne za­rar et­miş” şek­lin­de gör­mez­den ge­li­ci bir tu­tum için­de ol­ma­la­rı da ay­rı bir acık­lı du­rum. Böy­le bir or­tam­da Baş­ba­kan Er­do­ğan, sav­cı­la­rın gö­re­vi­ni yap­ma­la­rı­nı is­ti­yor. Pe­ki, bu müm­kün mü? Bu­nun en so­mut, en tar­tış­ma gö­tür­mez ve en ik­na edi­ci ce­va­bı­nı Şa­nar Yur­da­ta­pan ve­ri­yor:
“28.02.2000 Ada­na Sav­cı­sı Sa­cit Ka­ya­su, 12 Ey­lül dar­be­ci­si Ke­nan Ev­ren ve ar­ka­daş­la­rı hak­kın­da id­di­ana­me ha­zır­la­dı.
03.11.2003 Ada­na Sav­cı­sı Sa­cit Ka­ya­su işin­den atıl­dı.
03.03.2006 Şem­din­li so­ruş­tur­ma­sı­nı yü­rü­ten Van Sav­cı­sı Fer­hat Sa­rı­ka­ya ha­zır­la­dı­ğı id­di­ana­me­de, olay­dan baş­ta Ka­ra Kuv­vet­le­ri Ko­mu­ta­nı Ya­şar Bü­yü­ka­nıt ol­mak üze­re si­lah­lı kuv­vet­ler ko­mu­tan­la­rı­nı da so­rum­lu tut­tu.
07.03.2006 İd­di­a­na­me ka­bul edil­di, da­va açıl­dı.
14.03.2006 Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı Hil­mi Öz­kök, Baş­ba­kan’ı ve Cum­hur­baş­ka­nı’nı zi­ya­ret et­ti. Gö­rü­şü­nü so­ran ga­ze­te­ci­le­re “Bü­yü­ka­nıt’tı, şim­di da­ha bü­yük anıt ol­du” de­di.
09.03.2006 Van Sav­cı­sı Fer­hat Sa­rı­ka­ya hak­kın­da so­ruş­tur­ma baş­la­tıl­dı.
20.04.2006 Van Sav­cı­sı Fer­hat Sa­rı­ka­ya, Ha­kim­ler ve Sav­cı­lar Yük­sek Ku­ru­lu’nca ce­za­lan­dı­rıl­dı. Avu­kat­lık dâ­hil, ar­tık bu mes­le­ği ya­pa­ma­ya­cak.
7.07.2006 Emek­li Ge­ne­ral Al­tay To­kat, yar­gıç­la­rı hi­za­ya ge­tir­mek için ev­le­ri­nin ya­kı­nı­na bom­ba at­tır­dık­la­rı­nı söy­le­di.
30.10.2006 Hak­kın­da suç du­yu­ru­sun­da bu­lu­nul­du, dos­ya el­den ele do­laş­tı ve so­nuç­ta da­va ‘ta­kip­siz­lik’ ka­ra­rı ile so­nuç­lan­dı. Ama hi­za­ya ge­tir­mek is­te­di­ği Yar­gıç Ka­mil Şa­hin bu ola­yı yaz­dı­ğı için Ada­let Ba­kan­lı­ğı’nca hak­kın­da so­ruş­tur­ma açıl­dı.
28.03.2007 Nok­ta der­gi­sinde ya­yım­la­nan ve es­ki De­niz Kuv­vet­le­ri Ko­mu­ta­nı Ör­nek’e ait ol­du­ğu söy­le­nen gün­lük­te dar­be ha­zır­lık­la­rı ya­pıl­dı­ğı bil­gi­si yer al­dı.
04.04.2007 Baş­ba­kan Er­do­ğan: ‘Bu­ra­da sav­cı­la­ra cid­di bir gö­rev dü­şü­yor, ama on­lar­dan hiç ses yok!’
Al­lah al­lah, ne­den aca­ba?..”
Tür­ki­ye ger­çek­ten il­ginç bir ül­ke. De­mok­ra­tik­leş­me ve si­vil­leş­me yö­nün­de­ki on­ca de­ği­şik­lik­ten son­ra gel­di­ği­miz Nok­ta bu. De­mek ki, ‘re­form’ adı ve­ri­len bü­tün bu de­ği­şi­me eş­lik eden bir baş­ka sü­reç da­ha var; re­form­la bir­lik­te onun yık­tık­la­rı­nı ye­ri­ne ko­yan bir ‘res­to­ras­yon’ da iş­li­yor.
Bu­gün ba­sın öz­gür­lü­ğü­nü sa­vun­mak, Nok­ta’yı ka­pan­ma­ya sü­rük­le­yen bu sü­re­ci sor­gu­la­mak­tan ge­çi­yor. Nok­ta’nın ya­şa­tıl­ma­sı ise, hem de­mok­ra­tik hu­kuk dev­le­ti­nin hem de dar­be­le­re ve muh­tı­ra­la­ra kar­şı di­re­ne­bi­le­cek bir si­vil top­lu­mun üze­rin­de du­ra­bi­le­ce­ği mo­ral ze­mi­nin bir ge­re­ği. Ak­si hal­de, bun­dan son­ra her­han­gi bir dar­be gi­ri­şi­min­den, o kal­kış­ma uy­gu­la­ma­ya ge­çi­ril­me­dik­çe ha­ber­dar ola­ma­ya­ca­ğız. Ha­ber­dar ol­du­ğu­muz­da ise, muh­te­me­len çok­tan iş iş­ten geç­miş ola­cak.

Paylaş Tavsiye Et
Türkiye Siyaset
DİĞER YAZILAR