Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Gündem
MHP, 22 Temmuz’da kaybettiğini kazanabilecek mi?
Murat Yılmaz
29 MART 2009 mahalli idareler seçimleri, mahalli politikalardan çok, Türkiye politikalarının tartışıldığı bir seçim olarak gelişiyor. 22 Temmuz 2007 genel seçimleri öncesinde başlayan ve ardından Anayasa Mahkemesi’nde AK Parti aleyhine açılan kapatma davasıyla devam eden siyasi tartışmaların tesiri tam olarak ortadan kalkmış değil. Bu tartışmalara eklenen Ergenekon davası ve Davos çıkışı da mahalli idareler seçimlerinden ziyade genel seçim havasını devam ettiriyor. Yolsuzluk ve yoksulluk tartışmaları ise mahalli idarelerle ilgisi olmakla beraber esas itibarıyla genel siyasetin konusunu teşkil ediyor.
MHP, mahalli idarelerde iddialı olan bir parti değil. Belki de, ismi akılda kalan tek MHP’li belediyeci Ankara Beypazarı’ndaki çalışmalarıyla dikkat çeken Mensur Yavaş. Bir de her seçimde farklı partiden aday olan, MHP genel merkez binasının proje müellifi ve ilk defa MHP İstanbul büyükşehir belediye başkan adaylığı ile ismini duyuran Ahmet Vefik Alp’i eklemeliyiz. Nitekim Beypazarı’nı bir markaya dönüştürmeyi başaran Mensur Yavaş’ın başarısı, “mutadın hilafına” genel merkez tarafından takdir edilerek Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’na aday yapıldı. “Mutadın hilafına”; çünkü MHP’nin gerek genel seçimler gerekse yerel seçimlerde aday gösterme kriterleri, başarıdan ziyade genel başkanın takdir ve tensiplerine dayanıyor.
MHP’nin Ankara Büyükşehir adayı aslında, parti içindeki gelişmelerden çok, AK Parti adayının kim olacağı etrafındaki tartışmalarla şekillendi. Melih Gökçek’in, sol aday karşısında sağın adeta kutsal ittifak adayı olarak seçilmesi ve MHP’lilerin büyük ölçüde oyunu alıyor olması partiyi ciddi ölçüde rahatsız etti. Gökçek’in bilhassa 22 Temmuz seçimlerinde AK Parti lehine seçim meydanlarında boy göstermesi ve zaman zaman MHP’yi eleştirmesi, partinin 22 Temmuz seçimlerinde İç Anadolu’da yaşadığı seçim başarısızlığıyla birleşerek, MHP Genel Merkez ve teşkilatlarında tepki yarattı. MHP, bu amaçla Ankara’da AK Parti-CHP kutuplaşması karşısında parti tabanının ve bu kutuplaşmadan rahatsız olacakların oyunu toparlayabilecek bir isim arayışına girdi. Bu arayışta da Mensur Yavaş’ın adı öne çıktı. AK Parti içinde Melih Gökçek karşıtı oluşan hava ve bu hava içinde Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınoluk’un adının öne çıkmaya başlaması, bu sayede aday gösterilmeyecek Gökçek’in bağımsız veya DP listesinden adaylık ihtimali, solun CHP listesinde Murat Karayalçın’ın adaylığında birleşmesi, MHP çevrelerinde “yavaş yavaş Mensur Yavaş” ihtimalini akla getirdi. Ancak Gökçek’in AK Parti’den adaylığının kesinleşmesi, Karayalçın’ın adaylığında anlaşan çevrelerin kampanyada anlaşamayıp dağılmaları ve asıl olarak 29 Mart seçimlerinin mahalli adayları aşan genel politikanın tayin ediciliğinde geçeceğinin anlaşılması, MHP adayının şansını giderek düşürdü. 
Esasen Yavaş’ın başlangıçtan beri böyle bir şansının olduğu iddiası kampanyayı yürütenler ve MHP’nin radikal destekçileri dışında ciddiye alınmıyordu. Ortada dolaşan ve AK Parti’nin oylarında düşme ve MHP oylarında artma saptadığını iddia eden anketin de, kampanya çalışması olmak dışında bir kıymeti yok. Yavaş’ı ve bu anketi gündeme taşıyan bir kısım medyanın tavrı, sağ seçmende reaksiyon ve endişe yaratarak Gökçek’in oylarının artması dışında bir sonuç vermeyecektir.
MHP’nin genel seçimlerde akılda kalan bir başka hamlesi, AK Parti’den aday gösterilmeyeceğini anlayınca istifa eden Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’ın transfer edilerek aday gösterilmesi. Adana, MHP’nin kurucu lideri Alparslan Türkeş’in aday olduğu, MHP’nin Ankara dışında ilk defa genel kongresini topladığı il olması bakımından stratejik değer taşıyor. 29 Mart’ta şahsi oyu olan Durak’ın seçimlerdeki performansı ortaya çıkacak. Lakin Durak seçimleri kazansa da, bu başarı MHP’nin hanesine yazılacak mı? Adana teşkilatı, Durak’ın adaylığından memnun mu? Çok ağır bir şekilde genel merkezde eleştirilen Durak’ın şimdi MHP listesinde olması bir rahatsızlık yaratmamış mı? Bu sorular cevaplanmaya muhtaç.
MHP’nin bu iki aday dışında, yerel seçimlerde birkaç ilçede başvuru süresini kaçırması, İstanbul’da Maltepe ilçesinde il teşkilatının kendi adaylarına itibar etmemesi üzerine seçim kuruluna aday listesinin geciktirilmesi sonucu seçimlere girememesi gibi haberler kamuoyuna mal oldu. MHP genel merkezinin aday belirlemede teşkilatı ve tabanı dinlememesi ile ilgili rahatsızlıklar, partinin otoriter yapısı ve lider kültü sayesinde dışarıya ancak bu kadar sızabiliyor. Bunun ötesini seçim kampanyalarında teşkilatların performansı ve seçim neticeleri gösterecek.
MHP, yerel seçimlere 22 Temmuz’dan farklı bir havada giriyor. 22 Temmuz öncesi AK Parti karşıtı cephede, CHP’nin yanında hatta koalisyon ortağı olarak zikredilen MHP, 22 Temmuz seçimleri sonrası performansıyla bu cephenin hışmını üzerine çekti. “Her evden bir CHP’ye, bir MHP’ye oy” şiarını kullananlar şimdi, Erman Toroğlu’nun ifadesiyle “Ellerim kırılsaydı da MHP’ye oy vermeseydim!” hissiyatı içindeler. Bu desteğin bir sonucu olarak Ege ve Marmara’da büyük oy oranlarına ulaşan MHP, cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılarak, başörtüsü yasağını kaldırmaya yönelik anayasa değişikliğini tetikleyerek ve yeni anayasa değişiklikleri için AK Parti’ye yeşil ışık yakarak bu yeni tabanını küstürdü mü? Buna karşılık geleneksel olarak güçlü olduğu İç Anadolu’da, 22 Temmuz’da AK Parti’ye kaptırdığı oyları geri alabilecek mi? MHP için 29 Mart, mahalli idareler seçimlerinden çok, 22 Temmuz’da kazandıklarını kaybetmemek, kaybettiklerini kazanmak için bir test olacak.

Paylaş Tavsiye Et