Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Kasım 2009) > Dosya > ERMENİSTAN: HUSUMETTEN NORMALLEŞMEYE
Dosya
ERMENİSTAN: HUSUMETTEN NORMALLEŞMEYE
Fransız İhtilali’nin kanlı çocuğu olan milliyetçilik akımının, Osmanlı İmparatorluğu’nun farklı dinî ve etnik kökenden milletleri bir arada yaşatan eklektik yapısını dağıtmaya başladığı 19. yüzyıldan, tek-tip bir vatandaşı esas alan ulus-devlet yapısına geçtiği 20. yüzyıla uzanan dramatik döneminin aktörlerinden biri de Ermenilerdi. Türklerin 1000 yıl önce Anadolu’ya gelmesi ve aralarında Ermenilerin de yer aldığı köklü halkların yaşadığı bu toprakları hâkimiyetine almasıyla başlayan Türk-Ermeni ilişkileri, bu dönemde derin bir kırılmaya uğradı. Tarih boyunca bölgenin büyük güçlerinin kontrolü altında yaşadıktan sonra, Selçuklu ve Osmanlı yönetimlerinde devletin ana unsurlarından biri haline gelen Ermeniler, Osmanlı medeniyetinin oluşmasına büyük katkıda bulundular. Ancak milliyetçilik dalgasının Osmanlı coğrafyasını sürüklediği parçalanma süreci, Türkler ile Ermenileri karşı karşıya getirdi. 
Türkiye ve Ermenistan hükümetleri, uluslararası sistemin yeniden şekillendiği bu kritik günlerde, iki ülkenin ilişkilerini normalleştirmek için adımlar atıyor. Biz de bu ayki dosyamızda, bizim için puslu uzak bir kıta kadar bilinmezlikler taşıyan komşumuz Ermenistan’ı tanıyalım istedik.
Murat Yeşiltaş, Osmanlı’nın Millet-i Sadıka olarak adlandırdığı Ermenilerin, Türklerin zihninde “öteki”ye dönüşme hikâyesinin izlerini sürüyor.
Ceyda Karan, iki halkın ilişkilerinin kanlı olaylarla dolu yakın geçmişinin bir özetini sunarken, yaşanmışlıkların şekillendirdiği ortak hafızanın varlığını hatırlatıyor.
Ermenistan siyasetinin bir panoramasını çizen Fatih Özbay, ülkedeki siyasi aktörlerin Türkiye ile normalleşme sürecine yönelik tutumlarını irdeliyor.
Diran Lokmagözyan, Ermenistan halkının Türkiye ile ilişkilere yönelik gerçek algılarını ortaya koyarken, Taşnaklardan diasporaya kadar farklı Ermeni unsurlar hakkında Türkiye’de oluşmuş yerleşik kanaatleri sorguluyor.
Markar Esayan, Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasının sorunları aşmak için tarihî bir fırsat olduğunu, sürecin olumlu yönde ilerlemesinin Türkiye vatandaşı Ermenilerin hayatını da olumlu yönde etkileyeceğine dikkat çekiyor.
Hakan Aksay ise Türkiye’nin Ermenistan Açılımı’na karşı Rusya’nın tutumunu ve bu gelişmenin Kafkasya siyasetindeki yerini değerlendiriyor.
Kapılı kapılar her zaman çözümü değil belirsizliği, belirsizlik de korkuyu getirir. 

Paylaş Tavsiye Et