Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (October 2009) > Memleket Hali > Olduğun yerde kal!
Memleket Hali
Olduğun yerde kal!
Yücel Bulut
TÜR­Kİ­YE’DE, la­fa gel­di­ğin­de, Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri’nin si­ya­set üze­rin­de­ki mü­da­ha­le­si­nin var­lı­ğı­nı ka­bul et­me­yen ve bu du­rum­dan şi­ka­yet et­me­yen ke­sim yok gi­bi. Fa­kat iş cid­di­ye bin­di­ğin­de, ör­ne­ğin dev­le­tin ve or­du­nun sert çı­kış­lar yap­tı­ğı an­lar­da, as­ker­den ra­hat­sız­lı­ğı­nı ay­nı ke­sin­lik­le ve kuv­vet­le di­le ge­ti­ren­le­rin sa­yı­sı yok­lar me­sa­be­si­ne ini­yor. Böy­le du­rum­lar­da dev­le­tin bas­kı­sın­dan ya da ku­rum­la­rın sı­nır­la­rı­nı aş­tık­la­rın­dan söz eden­ler, an­cak bas­kı­ya/mü­da­ha­le­ye ma­ruz ka­lan­lar olu­yor ki bu da her za­man ve her­kes için ge­çer­li de­ğil. Son gün­ler­de bu­nun pek çok ör­ne­ği­ni ya­şa­dık.
Ak­tü­tün Ka­ra­ko­lu’na PKK’nın yap­mış ol­du­ğu sal­dı­rıy­la ala­ka­lı ola­rak Ta­raf ga­ze­te­sin­de çı­kan ha­ber­ler ve Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı İl­ker Baş­buğ’un bu ha­ber­ler üze­ri­ne yap­mış ol­du­ğu sert çı­kış, bu an­lam­da dik­kat çe­ki­ci bir ör­nek. Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı, ka­mu­oyun­ca ol­duk­ça sert bu­lu­nan açık­la­ma­sın­da “her­ke­si dik­kat­li ol­ma­ya ve doğ­ru yer­de bu­lun­ma­ya” da­vet et­ti.
Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı’nı bu açık­la­ma­yı yap­ma­ya iten olay­lar her­ke­sin ma­lu­mu. Özet­le Ta­raf ga­ze­te­si, PKK’nın Ak­tü­tün sal­dı­rı­sı­na iliş­kin ay­lar ön­ce­sin­den il­gi­li ku­rum­la­ra is­tih­ba­rat­lar gel­me­si­ne kar­şın, ge­rek­li ön­lem­le­rin alın­ma­dı­ğı­nı ve bu ko­nu­da -en ha­fi­fin­den- bir ih­ma­lin bu­lun­du­ğu­nu id­di­a edi­yor.
Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı yap­mış ol­du­ğu ko­nuş­ma­da, ba­zı med­ya ku­ru­luş­la­rı­nı “te­rör ör­gü­tü­nün yap­tı­ğı ey­lem­le­ri ba­şa­rı­lı gös­ter­mek” ve “akan ve aka­cak olan ka­nın so­rum­lu­lu­ğu­na or­tak ol­mak”la it­ham edi­yor. El­bet­te dev­let sır­la­rı­nın sız­dı­rıl­ma­sı ve te­rö­rist ey­lem­le­ri sa­vun­mak suç­tur ve böy­le bir ey­lem­de bu­lu­nan­lar için de ge­rek­li ya­sal iş­lem­ler uy­gu­lan­ma­lı­dır. Bu ko­nu­da her­han­gi bir so­run yok. Fa­kat bu­nu ön­ce­lik­le ifa­de ede­cek ve ge­rek­li ya­sal iş­lem­le­ri baş­la­ta­cak olan, dev­le­ti yö­ne­ten si­vil ida­re­dir. Ay­nı si­vil ida­re, söz ko­nu­su “ih­mal” id­di­ala­rı­nın araş­tı­rı­lıp ay­dın­lı­ğa ka­vuş­tu­rul­ma­sı ve so­rum­lu bu­lu­nan­lar hak­kın­da ge­rek­li iş­lem­le­rin ya­pıl­ma­sıy­la da yü­küm­lü­dür. An­cak ya­şa­dı­ğı­mız ör­nek­te, bir dev­let ku­ru­mu, ken­di­si­ne yö­nel­ti­len id­dia­lar kar­şı­sın­da had­di­ni aşan, ken­di­si­ni dev­le­tin ye­ri­ne ko­yan bir üs­lup­ta açık­la­ma­lar ya­pı­yor ve her­ke­si “doğ­ru yer­de ol­ma­ya” da­vet edi­yor.
Ne­re­si o doğ­ru yer? Za­ma­na, ze­mi­ne ve ko­nu­su­na gö­re de­ği­şen bir yer mi? Han­gi ye­rin doğ­ru, han­gi­si­nin yan­lış ol­du­ğu­nu da an­cak ve an­cak her­ke­si “doğ­ru yer­de ol­ma­ya da­vet eden­ler” bi­lir­ler. Ge­rek­li gör­dük­le­ri za­man­lar­da yap­tık­la­rı açık­la­ma­lar­la da bu doğ­ru yer ko­nu­sun­da he­pi­mi­zi ay­dın­la­tı­yor­lar (bu ne­den­le ken­di­le­ri­ne te­şek­kür borç­lu­yuz!). Do­la­yı­sıy­la her­han­gi bir olay­da ya da tar­tış­ma­da doğ­ru bir yer­de ko­num­la­nıp ko­num­lan­ma­dı­ğı­mı­zı an­cak on­lar ko­nuş­tuk­la­rı ya da ey­le­dik­le­ri za­man an­la­ya­bil­me ve be­lir­le­ye­bil­me şan­sı­na sa­hi­biz. (Ör­ne­ğin, geç­ti­ği­miz gün­ler­de Cum­hu­ri­yet anı­sı­na ya­pı­lan bir mü­sa­ba­ka­da de­re­ce ka­za­nan “ba­şör­tü­lü” bir genç kı­zı­mı­za ödü­lü­nün, di­ğer ödül alan­lar gi­bi ko­mu­tan ta­ra­fın­dan ve­ril­me­me­si, -ge­nel­le­me yap­ma­mı­za izin var­sa eğer ta­bii ki- bir baş­ka alan­da­ki doğ­ru ye­rin fark­lı ola­bi­le­ce­ği­ni gös­te­ri­yor.) Ak­si tak­dir­de öm­rü­mü­zü, doğ­ru yer­de olup ol­ma­dı­ğı­mı­za iliş­kin aca­ba­lar­la ge­çir­mek du­ru­mun­da ka­lı­yo­ruz.
İşin da­ha da il­gi çe­ki­ci ya­nı, Baş­ba­kan Tayyip Er­do­ğan’ın Baş­buğ’un ko­nuş­ma­sı­na yö­ne­lik tep­ki­le­re de bir an­lam­da ce­vap ve­ren çı­kı­şıy­dı. Ne de­miş­ti Baş­ba­kan? “…Biz hak­lı­yız ve doğ­ru yer­de­yiz. Ge­ri­si­ni yan­lış yer­de du­ran­lar dü­şün­sün.” Bu ne de­mek şim­di?
He­pi­miz öğ­ren­ci ol­duk. Sı­nıf baş­ka­nı­nın, boş ge­çen ders­ler­de ya da öğ­ret­me­nin he­nüz der­se gir­me­di­ği an­lar­da ya­ra­maz­lık ya­pan öğ­ren­ci­le­rin nu­ma­ra­la­rı­nı yaz­dı­ğı ka­ra tah­ta­la­rı, he­men he­pi­miz ha­tır­la­rız. Baş­ba­kan’ın söz­le­ri­nin, bu tür bir tab­lo kar­şı­sın­da, öğ­ret­men ya da gö­rev­li eği­tim­ci sı­nı­fa gir­di­ğin­de, bir şe­kil­de ce­za­lan­dı­rıl­ma­sı muh­te­mel öğ­ren­ci­ler ara­sın­da ken­di­si­nin nu­ma­ra­sı­nı gör­me­yen öğ­ren­ci­nin söy­le­ye­bi­le­ce­ği söz­le­r­den hiç­bir far­kı yok. An­cak Sa­yın Er­do­ğan, o sı­nı­fın bir öğ­ren­ci­si de­ğil, öğ­ret­me­ni ol­du­ğu­nu unut­mu­şa ben­zi­yor!
Var­sın unu­tu­ver­sin. Bu­gün “ya­ra­maz­lar lis­te­si”nde ol­ma­dı­ğı için se­vi­ne­dur­sun, ken­di­si­ni lis­te­ye yaz­ma­dı­ğı için “sı­nıf baş­ka­nı”nı ha­ra­ret­le sa­vu­na­dur­sun; ya­rın is­mi­ni -geç­miş­te pek çok kez ol­du­ğu gi­bi- “ka­ra tah­ta”da gör­dü­ğün­de na­sıl bir ta­vır ser­gi­le­ye­cek aca­ba?
Ge­nel­kur­may Baş­kan­lı­ğı ile Baş­ba­kan­lık ara­sın­da­ki bu pa­ra­lel­leş­me­nin ve ya­kın­laş­ma­nın bir baş­ka ör­ne­ği da­ha var. Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı İl­ker Baş­buğ, Ba­kan­lar Ku­ru­lu’na te­rör ko­nu­sun­da bri­fing ver­me tek­li­fin­de bu­lu­nu­yorve Baş­ba­kan da bu tek­li­fi ka­bul edi­yor. Ne­ti­ce­de Baş­buğ kur­may­la­rıy­la bir­lik­te Ba­kan­lar Ku­ru­lu’nu te­rör ko­nu­sun­da bil­gi­len­di­ri­yor. Bri­fing­de ne­ler­den bah­se­dil­di, te­rör ko­nu­sun­da ne tür bil­gi­ler ve­ril­di, han­gi ön­lem­le­rin alın­ma­sı du­ru­mun­da te­rö­rün en­gel­le­ne­bi­le­ce­ği ifa­de edil­di, bi­le­mi­yo­ruz. Bu ko­nu­da ba­sı­na yan­sı­yan ba­zı nok­ta­lar ol­mak­la bir­lik­te, Baş­ba­kan­lık ta­ra­fın­dan ya­pı­lan açık­la­ma­da söz ko­nu­su ha­ber­ler ya­lan­lan­dı.
Bu nok­ta­da el­bet­te, dev­le­tin ku­rum­la­rı ara­sın­da uyum­lu bir ça­lış­ma or­ta­mı ve iş­bir­li­ği ol­du­ğun­dan söz ede­bi­li­riz. Ni­te­kim ko­nu ile il­gi­li ya­pı­lan pek çok yo­rum­da bu tür­den de­ğer­len­dir­me­ler­le kar­şı­la­şı­yo­ruz. El­bet­te “te­rör­le mü­ca­de­le”yi bir im­ti­yaz ola­rak gö­ren ve üst­le­nen, “ken­din­den baş­ka hiç­bir dev­let ku­ru­mu­na gü­ven­me­yen”, dev­le­tin özel­lik­le de si­vil ke­sim­le­ri­ni ikin­ci plan­da bı­ra­kan da­ha ön­ce­ki yak­la­şım­lar ye­ri­ne bu tür­den iş­bir­lik­le­ri­nin öne çık­ma­sı önem­sen­me­li­dir. Bu an­lam­da, özel­lik­le ye­ni Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı ile bir­lik­te Tür­ki­ye’de ön­ce­ki dö­nem­de pek gö­rül­me­yen ve alı­şık olun­ma­yan tarz­da ye­ni ve de­ği­şik adım­la­rın atıl­dı­ğı­nı gö­rü­yo­ruz. Önem­sen­me­si fa­kat ay­nı oran­da da dik­kat­le ta­kip edil­me­si ge­re­ken adım­lar bun­lar.
An­cak yi­ne de bu uy­gu­la­ma­yı, sa­de­ce ku­rum­lar ara­sı uyum­lu bir ça­lış­ma or­ta­mı ola­rak gö­rüp geç­mek ne ka­dar doğ­ru? Bu gi­ri­şi­min da­ha baş­ka ve önem­li so­nuç­la­rı ol­ma­ya­cak mı­?
Tür­ki­ye’nin bu tür­den me­se­le­le­ri gö­rüş­mek ve bil­gi alış­ve­ri­şin­de bu­lun­mak için ya­sal ze­min­le­ri, MGK gi­bi ku­rul­la­rı var. Ko­nuy­la il­gi­li ba­kan­lar ve ku­rum­la­rın so­rum­lu­­la­rı bu ku­rul­da bu­lu­nu­yor ve ge­rek­li bil­gi­len­dir­me­ler bu­ra­lar­da ra­hat­lık­la ya­pı­la­bi­li­yor. Öy­ley­se ne­den özel­lik­le Ba­kan­lar Ku­ru­lu’na bri­fing ve­ril­me ih­ti­ya­cı his­se­di­li­yor? Da­ha da önem­lisi, bu ih­ti­ya­cın his­se­dil­me­si ve dil­len­di­ril­me­si­nin Ge­nel­kur­may Baş­kan­lı­ğı ta­ra­fın­dan ya­pıl­ma­sı. Baş­ka bir de­yiş­le, bu ih­ti­yaç ve ta­lep Baş­ba­kan ta­ra­fın­dan ya­pıl­mı­yor.
Bu, el­bet­te Ge­nel­kur­may Baş­kan­lı­ğı’nın 28 Şu­bat sü­re­cin­de med­ya­ya, iş dün­ya­sı­na ve bü­rok­ra­si­ye ver­di­ği bri­fing­ler­den hem muh­te­va hem de şe­kil açı­sın­dan fark­lı­lık­lar ta­şı­yor. An­cak ne­ti­ce­de TSK’nın bel­li bir ko­nu­da­ki fi­kir­le­ri­nin da­ha önem­sen­di­ği, ön­ce­len­di­ği ve be­nim­sen­di­ği or­tak bir nok­ta ola­rak gö­zü­kü­yor.
Ba­kan­lar Ku­ru­lu’na ve­ri­len bri­fing­de ne­ler ko­nu­şul­du­ğu­nu bil­mi­yo­ruz el­bet­te. Baş­buğ ve kur­may­la­rı­nın bel­li ko­nu­lar­da uya­rı­lar­da bu­lun­du­ğu, bil­gi­ler ver­di­ği, tav­si­ye­ler yap­tı­ğı ba­sı­na yan­sı­mış­sa da, da­ha son­ra­ Baş­ba­kan­lık ta­ra­fın­dan bü­tün bu bil­gi­le­rin yan­lış ol­du­ğu­na iliş­kin bir açık­la­ma ya­pıl­dı. Pe­ki ama ne­den böy­le bir açık­la­ma yap­ma ih­ti­ya­cı du­yul­du ve ne­den Baş­ba­kan­lık ta­ra­fın­dan ya­pıl­dı?
Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı İl­ker Baş­buğ, gö­re­ve gel­di­ği an­dan iti­ba­ren ye­ni tarz­da bir Ge­nel­kur­may Baş­kan­lı­ğı ya­pa­ca­ğı­nın işa­ret­le­ri­ni ve­ri­yor. Baş­buğ, iç ve dış me­se­le­ler­de da­ha ak­tif bir rol alı­yor. Geç­ti­ği­miz ay­lar­da Di­yar­ba­kır’a gi­dip “si­vil top­lum ku­ru­luş­la­rı” ile yap­mış ol­du­ğu gö­rüş­me­ler de bu ak­tif ro­lün bir par­ça­sı­nı oluş­tu­ru­yor. Hü­kü­me­ti/si­vil ida­re­yi he­def al­ma­dan, mem­le­ket me­se­le­le­ri­ne iliş­kin yap­mış ol­du­ğu çı­kış­lar, bu ye­ni “halk­la iliş­ki­ler” si­ya­se­ti­nin bir par­ça­sı.
Ha­tır­la­na­ca­ğı üze­re, geç­ti­ği­miz ay­lar­da Harp Aka­de­mi­le­ri’nde yap­mış ol­du­ğu ko­nuş­ma­da, ül­ke­de­ki tar­tış­ma gün­dem­le­ri­nin ne­ler ol­ma­sı ve na­sıl tar­tı­şıl­ma­sı ge­rek­ti­ği­ne iliş­kin yi­ne bu­yur­gan bir üs­lup­la gö­rüş­le­ri­ni dil­len­dir­miş­ti. Ak­tü­tün sal­dı­rı­sı son­ra­sın­da ba­zı med­ya or­gan­la­rı­na yö­ne­lik açık­la­ma­la­rın­da da ay­nı sert ve bu­yur­gan üs­lu­bu­nu ve yak­la­şı­mı­nı gö­rü­yo­ruz. MGK gi­bi ana­ya­sal ku­rul­la­rın var­lı­ğı­na kar­şın, -Baş­ba­kan’ın ya da il­gi­li ku­rum­la­rın ve ba­kan­la­rın bil­gi­len­dir­ilme­si yet­mi­yor­muş gi­bi- Ba­kan­lar Ku­ru­lu’nu biz­zat ken­di­le­ri­nin bil­gi­len­dir­me arzuları da ye­ni dö­nem­de “ak­tif bir Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı” por­tre­si çiz­me is­te­ği­nin bir yan­sı­ma­sı ola­rak de­ğer­len­di­ri­le­bi­lir.
Bü­tün bu uy­gu­la­ma­lar, el­bet­te da­ha uyum­lu, so­rum­lu­luk­la­rı or­tak üst­le­nen bir dev­let zir­ve­si gö­rün­tü­sü su­nu­yor. Fa­kat ay­nı za­man­da, söz ko­nu­su tab­lo­nun TSK’nın dev­let iş­le­yi­şin­de­ki ve si­ya­set­le­ri­n be­lir­len­me­si ve uy­gu­lan­ma­sın­da­ki mü­da­ha­le­le­ri­nin meş­ru bir ze­min­de yü­rü­tül­me­si­ne im­kan ver­di­ği, baş­ka bir de­yiş­le, sü­rek­li şi­ka­yet edi­len “as­ke­rin si­ya­set üze­rin­de­ki ve­sa­ye­ti­”ne de meş­rui­yet sağ­la­dı­ğı söy­le­ne­mez mi?

He­le he­le, her­ke­si “doğ­ru yer­de bu­lun­ma­ya” da­vet eden Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı’nın da­ve­ti­ne “Biz doğ­ru yer­de bu­lu­nu­yo­ruz, yan­lış yer­de olan­lar dü­şün­sün” söy­le­miy­le ica­bet eden Baş­ba­kan Er­do­ğan’ın mu­ha­fa­za­kâr ge­le­nek-dev­let iliş­ki­sin­de ön­gö­rü­len uyum si­ya­set­le­ri­ne denk dü­şen ref­leks­le­ri ve söy­lem­le­ri bu meş­ru­iye­ti da­ha da per­çin­le­miş ol­mu­yor mu?


Paylaş Tavsiye Et