Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (August 2009) > Türkiye Ekonomi > Kriz Türkiye’yi “teğet” geçti mi?
Türkiye Ekonomi
Kriz Türkiye’yi “teğet” geçti mi?
İbrahim Öztürk
TÜR­Kİ­YE’NİN “kü­re­sel­leş­me ka­li­te­si”, meş­hur “kri­zin te­ğet geç­me­si” me­se­le­si üze­rin­den oku­na­bi­lir. Kü­re­sel kriz sü­re­cin­de Tür­ki­ye’de iç içe geç­miş bir­ta­kım kar­ma­şık sü­reç­ler ya­şan­dı:
1. Tür­ki­ye bü­yü­me­nin fi­nans­ma­nın­da ve ti­ca­ret­te dün­ya eko­no­mi­si­ne ile­ri dü­zey­de ek­lem­len­di. Bu yüz­den mev­cut kü­re­sel kriz­den et­ki­le­ni­yor ol­ma­sı son de­re­ce ta­bi­i. Tür­ki­ye’nin ih­ra­ca­tı mil­li ge­li­ri­nin %17’si, it­ha­la­tı ise %27’si dü­ze­yin­de. Bil­has­sa it­ha­la­tın mil­li ge­lir için­de­ki pa­yı, “ile­ri dü­zey­de” bir en­teg­ras­yo­nun işa­re­ti. Ke­za 2006-2008 ara­sın­da GSYH’nin %5,6’sı me­sa­be­sin­de dal­ga­la­nan ca­ri açık da ül­ke eko­no­mi­si­nin bir kı­rıl­gan­lı­ğı ola­rak te­za­hür edi­yor. Tür­ki­ye, bu dö­nem­de bü­yü­me­si­ni fi­nan­se ede­bil­mek için GSYH’si­nin %3’ü ile %3,5’i ara­sın­da bir doğ­ru­dan ya­ban­cı ser­ma­ye ya­tı­rı­mı; yi­ne 2008 yı­lın­da da mil­li ge­li­ri­nin %6’sı ka­dar borç ya­ra­tan dış kay­nak çek­ti. Olum­lu yön­den bak­mak ge­re­kir­se, Tür­ki­ye’nin son üç-dört se­ne­dir dı­şa­rı­dan çek­ti­ği kay­nak, ağır­lık­lı ola­rak “borç oluş­tur­ma­yan” ka­te­go­ri­de yer alı­yor. Borç oluş­tu­ran ka­te­go­ri ise ol­duk­ça uy­gun va­de ve ma­li­yet­le el­de edi­le­bi­li­yor.
Bu­na rağ­men ger­çek şu ki, her iki ka­nal­dan da Tür­ki­ye şim­di­lik dı­şa­rı­ya net kay­nak trans­fe­ri­ne ma­ruz ka­lı­yor. Ya­ni Tür­ki­ye bu­gün iti­ba­rıy­la dış ti­ca­ret­ten za­rar edi­yor; kul­lan­dı­ğı dış kay­nak­lar üze­rin­den fa­iz ya da kâr ola­rak dı­şa­rı­ya bü­yük bir re­fah trans­fe­ri ger­çek­leş­ti­ri­yor. Eko­no­mi­si­nin bü­yük­lü­ğü­ne gö­re ele alın­dı­ğın­da, dı­şa­rı­ya net ser­vet trans­fe­rin­de Tür­ki­ye di­ğer yük­se­len pi­ya­sa eko­no­mi­le­rin­den açık ara da­ha iyi bir ko­num­da ol­sa da, esas olan, bü­yü­yen Tür­ki­ye’nin zen­gin­lik­le­ri­ni ve ar­tan re­fa­hı­nı içe­ri­de tu­ta­bil­me­si­dir.
Dün­ya­da iş­ler yo­lun­da gi­der­ken Tür­ki­ye’nin eko­no­mi­si bü­yü­yor­du. Ne var ki kriz dö­ne­min­de bu bü­yü­me­nin uzun va­de­li kal­kın­ma he­def­le­ri açı­sın­dan mi­ma­ri­si et­kin­lik­le kur­gu­la­nıp otur­tu­la­na ka­dar, ca­ri açık ve kı­sa va­de­li borç­lar şek­lin­de­ki yan et­ki­ler de de­rin­le­şe­cek­tir.
2. Mev­cut şart­lar al­tın­da Tür­ki­ye’nin ala­ca­ğı ted­bir­ler­le ne dün­ya­da­ki ge­liş­me­le­ri olum­lu yön­de et­ki­le­me gü­cü ne de iç pi­ya­sa­sı­nı bü­tü­nüy­le ko­ru­ma şan­sı var. Bu yüz­den “kü­re­sel kri­ze, kü­re­sel çö­züm bu­lun­ma­sı ge­rek­ti­ği” yö­nün­de­ki de­ğer­len­dir­me­le­re ka­tıl­ma­mak el­de de­ğil.
3. Kriz ön­ce­sin­de­ki Tür­ki­ye eko­no­mi­si­nin “kı­rıl­gan­lık­la­rı”nın kriz or­ta­mın­da ya azal­dı­ğı ve­ya or­ta­dan kalk­tı­ğı, ya da baş­ka so­run­la­rın göl­ge­sin­de kal­dı­ğı gö­rü­lü­yor. Ör­ne­ğin kriz ön­ce­sin­de Tür­ki­ye ca­ri açı­ğı, di­re­nen enf­las­yo­nu, aşı­rı de­ğer­li pa­ra­sı, yük­sek fa­iz oran­la­rı, özel sek­tö­rün kı­sa va­de­li borç­la­rı gi­bi bir­ta­kım ne­den­ler­le “risk­li ül­ke­ler” gru­bu­na yer­leş­ti­ri­lir­ken, kri­zin de­rin­leş­me­siy­le bir­lik­te dün­ya­da dev­let­ler bü­yük oran­da “risk dü­ze­yi”nde, ya­ni dip­te eşit­len­miş ol­du­lar.
4. Kri­zin bi­rin­ci dal­ga­sı­nı Tür­ki­ye gö­re­ce­li ola­rak “ha­fif sıy­rık­lar”la at­lat­tı. Zi­ra bi­rin­ci dal­ga­da fi­nans sek­tö­rü ve ka­mu ma­li­ye­si gös­ter­ge­le­ri mer­kez­de yer al­dı. Bu aşa­ma­da ka­mu ve ban­ka­cı­lık ke­si­min­de­ki sağ­lam gös­ter­ge­ler ne­de­niy­le Tür­ki­ye kü­re­sel kriz­de gö­re­ce­li ola­rak “ay­rış­tı”. “Te­ğet geç­me” sö­zü de bu­ra­dan ge­li­yor ve o aşa­ma için doğ­ruy­du.
5. An­cak şim­di dün­ya ve Tür­ki­ye re­el sek­tö­rü et­ki­le­yen ikin­ci dal­ga­nın or­ta­sın­dan ge­çi­yor. So­ru şu: Kri­zin bü­tün ül­ke­le­ri vur­du­ğu doğ­ru da, Tür­ki­ye ne­den re­el eko­no­mi­si en çok et­ki­le­nen ül­ke­le­rin ba­şın­da ge­li­yor? Şöy­le ki, 2009 yı­lı­nın ilk iki ayın­da üre­tim %20 ci­va­rın­da da­ral­dı; ih­ra­cat 2009’un ilk üç ayın­da %25’ten faz­la ge­ri­le­di; Ocak ayı iti­ba­rıy­la res­mî ve­ri­le­re gö­re %15,5’i bu­lan iş­siz­lik ora­nıy­la Tür­ki­ye, Gü­ney Af­ri­ka’dan son­ra İs­pan­ya ile bir­lik­te bu alan­da dün­ya ikin­ci­si ol­du. Ke­za Tür­ki­ye, 2008’in son çey­re­ğin­de­ki %6,2’lik kü­çül­me­siy­le de Tay­van’dan son­ra dün­ya ge­ne­lin­de ikin­ci sı­ra­ya yer­leş­ti. Eğer bu ha­sar kon­trol edi­le­mez ve uzun sü­rer­se, ge­le­cek dö­nem­de bu­nun ma­li­ye­yi ve fi­nans sek­tö­rü­nü aşa­ğı çek­me­si ka­çı­nıl­maz ola­cak­tır.
Bü­tün bun­lar gös­te­ri­yor ki, Tür­ki­ye, dün­ya­da iş­ler yo­lun­da gi­der­ken ca­ri açık ve özel sek­tör borç­la­rı gi­bi ne­den­ler­le sı­kın­tı­ya gi­rer­ken ve bü­yü­me is­tih­da­ma ye­te­rin­ce yan­sı­maz­ken, dün­ya eko­no­mi­sin­de mev­cut kriz gi­bi so­run­lar or­ta­ya çık­tı­ğın­da da re­el eko­no­mi­si en de­rin­den et­ki­le­nen ül­ke­le­rin ba­şın­da ge­li­yor.
As­lın­da her iki du­rum­da da so­run ay­nı: Tür­ki­ye, ben­zer “yük­se­len pi­ya­sa eko­no­mi­le­ri” gi­bi dün­ya­ya fa­so­nik, ya­ni te­da­rik­çi bir üre­tim zin­ci­riy­le en­teg­re ol­muş du­rum­da. Her za­man pa­ra­yı “iş ve­ren” ka­za­nır, “iş alan” ise ka­de­ri­ne ra­zı olur. İyi dö­nem­ler­de ka­za­na­ma­dı­ğı gi­bi, kö­tü dö­nem­ler­de de zin­ci­rin en za­yıf hal­ka­sı ola­rak işi­ni ilk kay­be­den olur. Ha­li­ha­zır­da ya­şa­dı­ğı­mız üre­tim-is­tih­dam-ih­ra­cat-bü­yü­me kay­bı­nın kı­sa hi­ka­ye­si iş­te bu­dur.
Bu ve­ri­ler­den ha­re­ket­le, Tür­ki­ye’nin çı­kış yo­lu şu beş alan­da­ki dö­nü­şüm­den ge­çi­yor:
1. Tür­ki­ye, üre­ti­mi­ni yük­sek kat­ma de­ğer­li ürün­le­re kay­dı­ra­cak bir sa­na­yi dö­nü­şü­mü­nü ba­şar­ma­lı­dır.
2. Tü­ke­tim­de ve borç­lan­ma­da “Kü­çük Ame­ri­ka” özen­ti­si ol­mak­tan uzak­laş­ma­lı­dır. Ulu­sal ta­sar­ruf­la­rı art­tı­ra­cak her tür­lü ted­bir, teş­vik ve ya­sal or­tam ge­liş­ti­ril­me­li­dir. Bu me­yan­da fi­nan­sal araç­la­rın çe­şit­li­li­ği, ko­lay ula­şı­la­bi­lir­li­ği, ge­ti­ri­si, risk­li­li­ği ve di­nî meş­ru­iye­ti de son de­re­ce önem­li­dir
3. Dün­ya­nın fa­son üre­tim cen­ne­ti ya da kı­sa­ca “kü­çük Çin” ol­mak gi­bi stra­te­ji­le­re de ku­lak as­ma­ma­lı, ken­di mar­ka­la­rı­nı oluş­tu­rup ürün­le­ri­ni bu mar­ka­lar adı al­tın­da dün­ya­ya sat­ma­lı­dır.
4. Türk mü­te­şeb­bi­si üre­tim ile pa­zar­la­ma­yı bir­leş­tir­me­yi öğ­ren­me­li­dir. “Sa­tıl­ma­yan mal za­yi olur” ve “Gi­de­me­di­ğin pa­zar se­nin de­ğil­dir” il­ke­le­ri mu­ci­bin­ce dı­şa açıl­ma­da et­kin or­tak­lık ve iş­bir­li­ği mo­del­le­ri ve pro­je­le­ri ge­liş­ti­ril­me­li­dir.
5. İş­gü­cü dö­nüş­tü­rül­me­li, is­tih­dam de­po­su sek­tör­ler ta­nım­lan­ma­lı­dır. İs­tih­dam­da hiz­met sek­tö­rü, sa­na­yi­nin açık ara önün­de git­mek­te­dir. Bu alan­da ise Tür­ki­ye’ye “ame­le” de­ğil ni­te­lik­li ele­man ge­re­ke­cek­tir. Şim­di­lik zin­ci­rin en za­yıf hal­ka­la­rın­dan bi­ri­si bu nok­ta­dır. Di­ğer iki­si ener­ji ve ta­sar­ruf açı­ğı­dır.
Kri­zin Tür­ki­ye’yi te­ğet geç­me­di­ği aşi­kâr. Bu­nu yu­ka­rı­da ve­ri­len “ha­sar ra­kam­la­rı” ve eko­no­mi prog­ra­mın­da­ki re­viz­yon da gös­te­ri­yor. Öte yan­dan alı­nan ted­bir­le­rin işe ya­ra­yıp ya­ra­ma­dı­ğı­nı, geç­miş bir­kaç ay de­ğil ge­le­cek bir­kaç ay gös­te­re­cek­tir. Pe­ki, ted­bir­ler çok da­ha ön­ce alın­say­dı mev­cut za­rar­lar en­gel­le­ne­bi­lir miy­di? Ha­yır. Öte yan­dan ted­bir­ler za­ten çok ön­ce­den alın­dı­ğı hal­de bir yan­dan hal­ka an­la­tı­la­ma­dı­ğı­nı, di­ğer yan­dan da ide­olo­jik ne­den­ler­le in­san­la­rın bun­la­ra ku­lak tı­ka­dı­ğı­nı be­lirt­mek ge­re­kir.
Ay­rı­ca bir kı­sım ted­bir­ler için bek­len­me­si, “ne­yin müm­kün, ne­yin im­kan­sız ve ön­ce­lik­le­rin ne­ler ol­du­ğu”nun an­la­şıl­ma­sı açı­sın­dan da isa­bet­li ol­du, alı­nan ted­bir­ler di­rekt da­mar­dan gir­di. Yok­sa med­ya­sı olan ve en çok ba­ğı­ran pa­ra­yı alıp gi­de­cek, yan­gın­dan her za­man­ki gi­bi ilk kur­ta­rı­lan on­lar ola­cak­tı.

Paylaş Tavsiye Et
Türkiye Ekonomi
DİĞER YAZILAR