Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (April 2009) > Türkiye Ekonomi > Yeni yıla eski enflasyon
Türkiye Ekonomi
Yeni yıla eski enflasyon
Taha Özhan
MER­KEZ Ban­ka­sı (MB), Ara­lık ayın­da önü­müz­de­ki üç yıl için enf­las­yon he­de­fi­ni açık­la­dı. 2008-2010 yıl­la­rı için enf­las­yon he­de­fi­ni %4 ola­rak be­lir­le­yen MB, geç­miş iki se­ne bo­yun­ca he­def­le­ri tut­tu­ra­ma­mış ol­ma­nın bas­kı­sı­nı ye­ni he­def­le­ri­ne pek yan­sıt­mış gö­rün­mü­yor. MB, ulu­sal ve kü­re­sel eko­no­mi­ler­de bek­le­nen se­nar­yo­la­rın ger­çek­leş­me­si du­ru­mun­da Mart ayın­da %7,1’e ge­ri­le­ye­cek olan enf­las­yo­nun, Ara­lık’ta %4 ile he­de­fi ya­ka­la­ma­sı­nı bek­li­yor. Ener­ji fi­yat­la­rı ve dö­viz ku­ru gi­bi pa­ra po­li­ti­ka­sı­nın et­ki­si dı­şın­da ka­lan gös­ter­ge­ler­de­ki ön­gö­rü­le­me­yen ge­liş­me­ler dik­ka­te alı­na­rak, enf­las­yo­nun he­def pa­ti­ka­dan sap­ma­sı­na izin ve­ri­le­cek be­lir­siz­lik ara­lı­ğı ise iki pu­an ola­rak ko­run­du. Be­lir­siz­lik üst sı­nı­rı­na gö­re Mart’ta %9,1 olan enf­las­yon Ara­lık’ta %6’yı an­cak ya­ka­la­ya­bi­li­yor. Be­lir­siz­lik alt sı­nı­rı­nın oluş­ma­sı­na se­bep ola­cak se­nar­yo­da ise Mart’ta %5,1 ola­rak ön­gö­rü­len enf­las­yon, yıl so­nu­nu %2 ile ka­pa­tı­yor.
MB ben­zer he­def­le­me­le­ri son iki se­ne­dir yap­ma­ya de­vam edi­yor. Ban­ka’nın enf­las­yon ra­kam­la­rı­nın ol­duk­ça uza­ğı­na dü­şen he­def­le­ri da­ha ön­ce­ki se­ne­ler­de de tar­tış­ma ko­nu­su ol­du. Üçün­cü se­ne içe­ri­sin­de he­def tut­tu­ru­la­ma­dı­ğı gi­bi, sap­ma da bü­yük olur­sa, MB’nin gü­ve­ni­lir­lik so­run­la­rı ya­şa­ya­ca­ğı şim­di­den aşi­kâr. Bü­tün bun­la­ra MB Baş­ka­nı’nın hü­kü­met­le ara­la­rın­da gö­rüş ay­rı­lık­la­rı bu­lun­du­ğu­na işa­ret eden açık­la­ma­la­rı, Pa­ra Po­li­ti­ka­sı Ku­ru­lu’nda boş bu­lu­nan ve ata­ma­sı hâ­lâ ya­pıl­ma­yan kol­tuk­lar ve Ban­ka’nın İs­tan­bul’a ta­şın­ma­sı ko­nu­sun­da ya­şa­nan tar­tış­ma­lar da ek­le­nin­ce Ban­ka yö­ne­ti­mi­nin 2008’i ve ta­kip eden iki yı­lı cid­di bas­kı al­tın­da ge­çi­re­ce­ği­ni söy­le­mek yer­siz ol­maz.
Pe­ki, aca­ba MB önü­müz­de­ki üç yıl için enf­las­yon he­de­fi­ni han­gi kri­ter­le­re gö­re %4 ola­rak he­sap­la­dı? 2009 ve 2010’u şim­di­lik göz ar­dı et­sek bi­le, 2008 yı­lı için, 2007 tec­rü­be­si de dik­ka­te alı­na­rak, da­ha mu­ha­fa­za­kâr bir he­def ko­nu­la­maz mıy­dı? He­de­fin sa­yı­sal de­ğe­ri­nin dı­şın­da, MB’nin sa­de­ce enf­las­yo­nu dü­şür­mek­le il­gi­le­nen, bü­yü­me ko­nu­sun­da ade­ta il­gi­siz gö­zü­ken ta­vır­la­rı­nın se­be­bi, eğer ne­oli­be­ral or­to­dok­si­ye olan bağ­lı­lık de­ğil­se ne­dir? Bü­tün bu su­al­le­rin ce­vap­lan­ma­sı ge­re­ki­yor. MB’nin enf­las­yon he­def­le­me­si­ne ge­çi­şin­den bu ya­na tar­tış­ma­lar da hız kes­me­di. Bu, hem he­def­le­me­nin hâ­lâ ik­ti­sa­di li­te­ra­tür­de tar­tı­şı­lan bir me­se­le ol­ma­sın­dan, hem de iki yıl bo­yun­ca he­def­ten çok bü­yük sap­ma­lar ger­çek­leş­me­sin­den kay­nak­la­nı­yor.
İlk ola­rak 1990’da Ye­ni Ze­lan­da’da uy­gu­la­nan enf­las­yon he­def­le­me­si, bir­çok ül­ke ta­ra­fın­dan bir pa­ra po­li­ti­ka­sı tü­rü ola­rak açık­ça kul­la­nıl­ma­ya baş­lan­dı. Enf­las­yon­la mü­ca­de­le bel­li bir sa­yı­sal he­def ko­nul­ma­dan da ya­pı­lan bir mü­ca­de­le­dir. La­kin açık­tan sa­yı­sal enf­las­yon he­def­le­me­si­ni sa­vu­nan ik­ti­sat­çı­lar, sa­yı­sal he­de­fi ol­ma­yan enf­las­yon mü­ca­de­le­si­ni de iç­kin ya da dâ­hi­li enf­las­yon he­def­le­me­si ola­rak yo­rum­lu­yor. Bu du­rum­da ne­re­dey­se bü­tün mer­kez ban­ka­la­rı ale­ni ve­ya giz­li he­def­le­me içe­ri­sin­de­ler. An­cak son 17 se­ne­lik dün­ya ge­ne­lin­de­ki he­def­le­me­le­re ba­kıl­dı­ğın­da, bu ül­ke­ler­de­ki enf­las­yo­nun he­def­le­me po­li­ti­ka­sı ile bel­li oran­lar­da düş­mek­le bir­lik­te, açık­tan enf­las­yon he­def­le­me­si yap­ma­yan ge­liş­miş ül­ke­le­rin oran­la­rı­nın al­tı­na in­me­di­ği­ni gö­rü­yo­ruz. Enf­las­yon he­def­le­me­si­ne ge­çe­bil­mek için bel­li şart­la­rın oluş­ma­sı la­zım. Bu po­li­ti­ka­yı uy­gu­la­mak is­te­yen ül­ke­nin, bir­çok olum­lu mak­ro eko­no­mik gös­ter­ge­ye sa­hip ol­ma­nın ya­nın­da kü­re­sel fi­nan­sal sis­te­me en­teg­ras­yo­nu ve­ya li­be­ra­li­zas­yon sü­re­ci­nin de­vam edi­yor ol­ma­sı ge­re­ki­yor.
Fi­nan­sal li­be­ra­li­zas­yon ise kü­re­sel vo­la­ti­li­te­ler­le be­ra­ber it­hal enf­las­yon ris­ki­ni be­ra­be­rin­de ge­ti­ri­yor: Ener­ji fi­yat­la­rın­da ya­şa­nan ar­tış­lar, kü­re­sel ma­li kriz­le­rin so­nuç­la­rı­nın eş za­man­lı ola­rak ül­ke­le­re yan­sı­ma­sı gi­bi. Ay­rı­ca he­def­le­me­nin sü­re­si, he­def­le­nen bant ve sap­ma­ya kar­şı po­li­ti­ka­lar da enf­las­yon he­def­le­me­sin­de ha­ya­ti rol oy­nu­yor. Bu­nun­la bir­lik­te ül­ke tec­rü­be­le­ri, %10’un üze­rin­de­ki enf­las­yon­dan dü­şük enf­las­yon he­def­le­me­si­ne ge­çiş­ler­de risk­le­rin ve sap­ma­la­rın bek­le­nen­den da­ha faz­la ol­du­ğu­nu gös­te­ri­yor. Tür­ki­ye de bu ko­nu­da bir is­tis­na ola­ma­dı.
Enf­las­yon he­def­le­me­si­nin sa­de­ce mer­kez ban­ka­la­rı ta­ra­fın­dan be­lir­le­nip be­lir­len­me­me­si de ay­rı bir tar­tış­ma ko­nu­su. He­def koy­ma ba­ğım­sız­lı­ğı ile ba­ğım­sız pa­ra po­li­ti­ka­sı araç­la­rı­na sa­hip ol­mak iki ay­rı ol­gu. İki­si ara­sın­da­ki den­ge kay­bo­lur­sa sos­yo-eko­no­mik ih­ti­yaç­lar ve bü­yü­me he­def­le­riy­le mez­kur ‘ba­ğım­sız­lık­lar’ kar­şı kar­şı­ya ge­le­bi­lir­ler. Bü­tün bun­la­rın dı­şın­da kur se­vi­ye­si de ay­rı bir de­ğiş­ken ola­rak enf­las­yon ve he­de­fi üs­tün­de bas­kı oluş­tu­ru­yor.
Enf­las­yon he­def­le­me­si­ne ge­çiş­te ve uy­gu­la­ma­da ha­ya­ti nok­ta, ide­al enf­las­yon he­def­le­me­si­nin bir­çok mer­kez ban­ka­sı için bel­li ma­li­yet­ler kar­şı­lı­ğın­da ter­cih edi­len bir pa­ra po­li­ti­ka­sı ol­ma­sı­dır. Fi­yat is­tik­ra­rı­nın eko­no­mik is­tik­ra­rın çok önem­li bir aya­ğı ol­du­ğu el­bet­te doğ­ru­dur. La­kin bü­tün araç­lar­la bu is­tik­ra­rı sağ­la­ma­ya odak­lan­mak, baş­ka he­def­le­ri ıs­ka­la­ma­yı be­ra­be­rin­de ge­ti­re­bi­lir. Ay­rı­ca %2 ni­hai enf­las­yon he­def­le­me­si­ni ya­ka­la­ma­ya ça­lış­ma­nın bir sü­re son­ra sap­lan­tı­ya dö­nüş­tü­ğü­nü de söy­le­mek ge­re­ki­yor. Bir­çok ya­pı­sal so­ru­nu bün­ye­sin­de ba­rın­dı­ran kal­kın­mak­ta olan ül­ke eko­no­mi­le­ri­nin, at göz­lü­ğü ta­ka­rak enf­las­yon he­def­le­me­si­ne ki­lit­len­me­si­nin de çok tat­min edi­ci bir açık­la­ma­sı bu­lun­mu­yor. Özel­lik­le bü­yü­me ve is­tih­dam ya­rat­ma odak­lı pa­ra po­li­ti­ka­sı kar­şı­sı­na otur­tu­lan tür­den enf­las­yon he­def­le­me­si an­la­yı­şı­nın sor­gu­lan­ma­sı ge­re­ki­yor. Enf­las­yon el­bet­te göz ar­dı edi­le­me­ye­cek önem­li bir so­run­dur. An­cak bu so­ru­nun ge­nel ik­ti­sa­di sıh­ha­tin bir par­ça­sı ol­du­ğu da akıl­dan çı­ka­rıl­ma­ma­lı. Do­la­yı­sıy­la enf­las­yon he­def­le­me­si­ni ge­nel eko­no­mik ter­ki­bin bir un­su­ru ola­rak gör­mek zo­run­da­yız.
Ka­sım ayı iti­ba­riy­le enf­las­yon, 2007 he­de­fi­nin 2,5 kat üs­tün­de ger­çek­le­şe­rek, he­def­ten bü­yük bir sap­ma­nın ya­şa­na­ca­ğı­nı gös­ter­di. Öy­le ki ge­li­nen nok­ta­da 11 ay­lık enf­las­yon %8,15 ile, de­ğil he­de­fi, MB’nin bek­len­ti­si olan %7,9’u bi­le aş­mış du­rum­da. Son ve­ri­ler ışı­ğın­da da­ha ger­çek­çi bir enf­las­yon he­def­le­me­si yap­ma­sı­nı bek­le­di­ği­miz Ban­ka ise %4 he­de­fi­ni önü­müz­de­ki üç se­ne için yi­ne de­ğiş­tir­me­di. MB enf­las­yon he­def­le­me­si­ne geç­ti­ğin­de he­ye­can­lan­mış, yıl so­nu sap­ma­yı gö­rün­ce “Tek ha­ne­li enf­las­yon da bir ba­şa­rı­dır; önü­müz­de­ki maç­la­ra ba­ka­ca­ğız” de­mek zo­run­da kal­mış­tık. Pe­ki, 2007’de 2006’nın az al­tın­da bir enf­las­yon ora­nı­nın çık­ma­sı du­ru­mun­da ne yap­ma­lı­yız? Önü­müz­de iki yol bu­lu­nu­yor; ya ge­çen se­ne­nin al­tın­da bir oran çık­tı­ğı için se­vin­me­ye de­vam ede­rek bir “ba­şa­rı hi­ka­ye­si” an­la­ta­ca­ğız ya da “Ola­yın gi­di­şa­tı za­ten tu­haf­tı, bu ha­zin son de­ğil” di­ye­rek “enf­las­yon he­def­le­me­si­ni” bir söy­le­me dö­nüş­tü­ren he­def­le­me­le­ri ye­ni­den sor­gu­la­ya­ca­ğız.

Paylaş Tavsiye Et