Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (March 2008) > Türkiye Siyaset > “Yeni dönem”de Kürt meselesi
Türkiye Siyaset
“Yeni dönem”de Kürt meselesi
Taha Özhan
22 TEM­MUZ se­çim­le­ri­nin “ye­ni bir dö­nem”i baş­lat­tı­ğı çok yay­gın bir şe­kil­de di­le ge­ti­ril­di. Bu tes­pit en ge­nel an­la­mıy­la ye­rin­de ka­bul edi­le­bi­lir. Özel­lik­le fark­lı açı­lım­la­rı bek­le­yen top­lum­sal ke­sim­ler göz önü­ne alın­dı­ğın­da, ye­ni bir sü­re­cin baş­la­ma­sı­nın he­ye­can ve­ri­ci ol­du­ğu da mu­hak­kak. Ye­ni dö­ne­min ya­pı­sal an­lam­da iyi­leş­tir­me­ler sağ­la­ma­sı ise ar­zu­lan­dı­ğı ka­dar ko­lay de­ğil. So­run­la­rı­mı­zı mil­li bir nor­mal­leş­me bağ­la­mın­da ele al­dı­ğı­mız sü­re­ce ye­ni dö­ne­mi da­ha ve­rim­li kul­la­na­ca­ğız. Ak­si her söy­lem, biz­le­ri, da­ha ön­ce bo­şa çık­mış olan “ye­ni dö­nem” dis­kur­la­rı­nın içe­ri­si­ne bir ta­ne da­ha ek­le­mek­ten öte­ye gö­tür­me­ye­cek­tir. Ye­ni dö­ne­min en can alı­cı so­run­la­rı­nın ba­şın­da el­bet­te mil­let­leş­me so­ru­nu­muz gel­mek­te­dir. Bu so­ru­nun içe­ri­sin­de­ki en ya­kı­cı mad­de ise Kürt me­se­le­si­dir.
Ön­ce­lik­le işe ez­ber bo­za­rak baş­la­ma­mız ge­re­ki­yor. Kürt me­se­le­si, Irak iş­ga­liy­le be­ra­ber bu­gü­ne ka­dar ya­pı­lan bü­tün ta­rif­le­ri ve tas­vir­le­ri an­lam­sız ha­le ge­tir­miş­tir. Kürt me­se­le­si ar­tık bir kim­lik, et­ni­si­te, ge­ri kal­mış­lık, mo­dern­leş­me, bö­lün­me, dev­let kar­şıt­lı­ğı, te­rör, mil­li­yet­çi­lik ve­ya to­ta­li­ter­ya­nizm so­ru­nu de­ğil­dir. Bu di­na­mik­le­rin hiç­bi­ri­si­nin, Kürt me­se­le­si­nin gel­di­ği son ha­li iha­ta et­me­si müm­kün de­ğil­dir. Kürt me­se­le­si ulus­la­ra­ra­sı bir so­run ha­li­ne gel­miş­tir. Bu ha­liy­le “Kürt me­se­le­si” kod ad­lı bir­çok fark­lı “teh­dit ve­ya im­kan”dan bah­se­de­bi­li­riz. Tür­ki­ye, ge­li­nen son nok­ta iti­ba­rıy­la, iki yol­dan bi­ri­si­ni ter­cih aşa­ma­sın­da­dır. Ya Kürt me­se­le­si kod ad­lı so­run­la­rın (PKK, DTP, Ku­zey Irak, Kürt­ler) al­tın­da ezi­le­ce­ğiz ya da bü­yü­ye­ce­ğiz. Kürt me­se­le­si, bu­gün bö­lün­me­den çok bü­yü­me­nin, kü­çül­me­den çok ge­niş­le­me­nin, par­ça­lan­ma­dan çok bü­tün­leş­me­nin, pi­yon ol­mak­tan çok böl­ge­sel bir ak­tör ol­ma­nın ye­ga­ne anah­ta­rı ko­nu­mu­na gel­miş­tir.
İş­te bu ye­ni dö­nem­de, Kürt me­se­le­si­nin ulus­la­ra­ra­sı bir so­run ol­du­ğu­nu fark eden­ler ile li­be­ral ve­ya So­ğuk Sa­vaş ka­lın­tı­sı söy­lem­ler ara­sın­da­ki tar­tış­ma­lar ta­yin edi­ci ola­cak­tır. Bu me­yan­da “ye­ni dö­nem”den lüm­pen bir haz­la bah­se­den li­be­ral söy­lem­le­rin ve­ya ma­nik bir kor­ku di­li ile ko­nu­şan So­ğuk Sa­vaş ar­tı­ğı dis­kur­la­rın en ko­lay ıs­ka­la­dık­la­rı me­se­le­nin de Kürt me­se­le­si ola­ca­ğı­nı tah­min et­mek zor ol­ma­ya­cak. Mez­kur iki kamp, en faz­la, Kürt me­se­le­si­nin kod ad­la­rıy­la uğ­ra­şa­bi­lir­ler. AK Par­ti ik­ti­da­rı bu iki kam­pın sığ­lı­ğın­dan ken­di­si­ni uzak tu­ta­bil­di­ği sü­re­ce mil­li nor­mal­leş­me­ye kat­kı sağ­la­ya­bi­le­cek­tir. Bu ise AK Par­ti’nin ön­ce­lik­le me­se­le­yi al­gı­la­ma bi­çi­mi­ne bir ka­rar ver­me­si, ar­dın­dan da ku­ru gü­rül­tü­ye al­dır­ma­dan mem­le­ke­tin iç kon­so­li­das­yo­nu için adım­lar at­ma­sıy­la müm­kün ola­cak­tır. İkin­ci ik­ti­dar dö­ne­min­de AK Par­ti, gün­de­min­de­ki ko­nu­la­rı bel­li bir pro­je dâ­hi­lin­de ele al­dı­ğı, ku­ru sı­kı fa­ci­alar­la fa­re do­ğu­ran dağ po­zis­yo­nu­na düş­mek­ten uzak du­ra­bil­di­ği sü­re­ce ba­şa­rı­lı ola­cak­tır.
Ye­ni dö­nem­de AK Par­ti’nin, mil­li nor­mal­leş­me açı­lım­la­rı­nın kar­şı­sın­da du­ra­bi­le­cek bir mu­ha­le­fet bu­lun­ma­mak­ta­dır. Bu­nu en iyi id­rak et­miş olan biz­zat mu­ha­le­fe­tin ken­di­si­dir. Se­çim so­nuç­la­rı, Tür­ki­ye’de üç adet böl­ge par­ti­si (DTP, MHP, CHP) ve bir adet Tür­ki­ye par­ti­si ol­du­ğu­nu gös­ter­miş­tir. AK Par­ti’yi Tür­ki­ye’nin em­ni­yet su­pa­bı, iç kon­so­li­das­yo­nun anah­ta­rı ha­li­ne ge­ti­ren se­çim­ler, mil­li nor­mal­leş­me­nin so­rum­lu­lu­ğu­nu da hü­kü­me­tin sır­tı­na yük­le­miş bu­lun­mak­ta­dır. AK Par­ti hü­kü­me­ti­nin 2006’yı rö­lan­ti­de, 2007’yi ise se­çim­ler­le ge­çir­miş ol­du­ğu­nu ha­tır­lat­mak­ta fay­da var. Do­la­yı­sıy­la iki se­ne ge­ri­den gel­mek­te­dir. 2008, geç­miş iki se­ne­yi te­la­fi ede­cek bir yıl ha­li­ne dö­nüş­me po­tan­si­ye­li­ne sa­hip­tir. AK Par­ti da­ha ön­ce zik­ret­ti­ği­miz iki kam­pın ba­ya­ğı tu­zak­la­rı­nı aşan bir si­ya­set di­li ge­liş­ti­re­bi­lir­se bu se­ne­yi en ve­rim­li şe­kil­de kul­lan­ma im­ka­nı­nı ka­za­na­bi­lir. Bu ise Tür­ki­ye’ye içe­ri­den ba­kan bir yak­la­şım­la müm­kün­dür. Mem­le­ke­ti içe­ri­den oku­yan bir dil, mil­li nor­mal­leş­me­nin kod­la­rı­nı da çö­ze­cek şif­re­le­ri bu­la­cak­tır. Kürt so­ru­nu ko­du­nu çö­ze­cek şif­re, an­cak böy­le­si yer­li bir dil ile müm­kün ola­cak­tır.
Kürt me­se­le­si de­ni­lin­ce ak­la ge­len en önem­li si­ya­si ak­tör DTP’dir. AK Par­ti’nin DTP’ye rağ­men Do­ğu ve Gü­ney­do­ğu’da Tür­ki­ye or­ta­la­ma­sı­nın üze­rin­de oy ol­ma­sı bir ba­şa­rı ol­du­ğu ka­dar, sa­hi­ci bir mil­let­leş­me im­ka­nı sun­ma­sı açı­sın­dan da önem­li­dir. AK Par­ti ken­di­si­ne gös­te­ri­len te­vec­cü­hün, “ha­kem” ro­lü­ne ve­ril­di­ği­ni id­rak et­me­li­dir. Bu rol mo­de­lin oluş­ma­sın­da ha­ri­ci fak­tör­le­rin de cid­di kat­kı­sı ol­muş­tur. Baş­ba­kan’ın “Bü­yük dev­let, yap­tı­ğı ha­ta­lar için özür di­ler” yak­la­şı­mın­dan Cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çim­le­ri­ne, 22 Tem­muz ön­ce­si bü­tün bas­kı­la­ra rağ­men Ku­zey Irak’a ope­ras­yon ya­pıl­ma­mış ol­ma­sı­na ka­dar bir di­zi ge­liş­me, kal­kın­ma pro­je­le­rin­den çok da­ha faz­la ta­yin edi­ci ol­muş­tur. Do­la­yı­sıy­la sos­yo-eko­no­mik açı­lım­la­rın an­cak si­ya­sal bir bağ­lam içe­ri­sin­de an­lam­lı ol­du­ğu­nu tes­pit et­mek du­ru­mun­da­yız. Bu tes­pit Kürt me­se­le­siy­le il­gi­li ge­le­cek açı­lım­lar için de ge­çer­li ola­cak­tır.
Di­ğer bir önem­li nok­ta, Do­ğu ve Gü­ney­do­ğu’da­ki seç­me­nin sos­yo­lo­jik ve si­ya­sal ya­pı­sıy­la il­gi­li­dir. Se­çim­ler­de AK Par­ti’ye ka­yan oy­la­rı al­gı­la­ya­bil­mek için oy ve­ren kit­le­nin yok­tan var ol­ma­dı­ğı­nı akıl­dan çı­kar­ma­mak ge­re­kir. Öy­le ki son se­çim­de böl­ge­den DTP’ye oy ve­ren kit­le­nin de cid­di bir kıs­mı, ta­bii AK Par­ti seç­me­ni­dir. Ay­nı şe­kil­de AK Par­ti’ye oy ve­ren kit­le­nin cid­di bir kıs­mı da, bel­li si­ya­sal bağ­lam­lar al­tın­da, ta­bii DTP seç­me­ni­dir. AK Par­ti DTP’nin ta­va­nı ile ta­ba­nı­nı iyi ana­liz et­mek zo­run­da­dır. DTP’yi “Kürt­le­rin CHP’si” ola­rak ta­rif et­mek, AK Par­ti’ye yan­lış bir al­gı­la­ma sağ­la­mak­ta­dır. DTP yö­ne­ti­mi­nin Kürt­le­rin CHP’si ro­lü­ne so­yun­du­ğu doğ­ru­dur. La­kin AK Par­ti, bu­nu bil­di­ği­miz CHP ile ka­rış­tır­ma­ma­lı­dır. Bu ay­rış­tır­ma­yı ya­pa­ma­dı­ğı her si­ya­sal dö­ne­meç­te, DTP gi­bi si­lah­lı bir ör­gü­tün aciz si­vil ak­tör­le­rin­den öte bir ya­pı ol­ma­yan bir par­ti­nin tu­zak söy­lem­le­ri kar­şı­sın­da sı­kın­tı­ya düş­me­ye de­vam ede­cek­tir. AK Par­ti, Kürt­ler kar­şı­sın­da, hü­kü­met ol­ma­sı­na rağ­men, “ha­kem ve adil” ro­lü­nü ko­ru­ya­bil­di­ği sü­re­ce DTP içe­ri­sin­de­ki ta­bii seç­me­ni­ni ya­nı­na çe­ke­bi­lir; ay­nı şe­kil­de için­de­ki ta­bii DTP seç­me­ni­nin kop­ma­sı­nı ön­le­ye­bi­lir.
Yu­ka­rı­da ta­rif et­me­ye ça­lış­tı­ğı­mız denk­lem ol­duk­ça zor bir si­ya­sal kur­gu ge­rek­tir­mek­te­dir. An­cak Kürt me­se­le­sin­de mil­li nor­mal­leş­me yö­nün­de adım at­tık­ça so­run da­ha da zor bir hal ala­cak, da­ha faz­la pro­vo­ka­tif or­tam olu­şa­cak­tır. Bu, “PKK’nın ya da DTP’nin elin­den mal­ze­me­le­rin alın­ma­sı” şek­lin­de­ki sığ li­be­ral oku­ma­nın de­ğil, ulus­la­ra­ra­sı bir so­run ol­ma­nın do­ğal so­nu­cu ola­rak kar­şı­mı­za çık­mak­ta­dır. Biz so­ru­nu çöz­me­ye ça­lış­tık­ça kı­rıl­ma­la­rın da­ha faz­la psi­ko­lo­jik fay hat­la­rı­mı­za doğ­ru git­ti­ği­ni gö­re­ce­ğiz. Ol­duk­ça sı­ra­dan ve il­kel olan bu tak­tik muh­te­me­len işe de ya­ra­ya­cak­tır. Tu­zak­tan kur­tul­ma­nın yo­lu ise iç kon­so­li­das­yo­nu­mu­zu sağ­la­ya­cak so­ğuk­kan­lı, ol­gun bir si­ya­sal dil ile müm­kün ola­bi­lir. Bu nok­ta­da so­rum­lu­luk her­ke­sin üze­rin­de­dir. Kim­lik si­ya­se­ti­nin Ba­tı­cı tu­zak­la­rı­na düş­me­den so­ru­nu an­la­ma­ya ça­lı­şan dev­let ak­lı­nı hep be­ra­ber in­şa et­mek zo­run­da­yız. An­cak böy­le­si bir akıl, Kürt me­se­le­si­nin Tür­ki­ye’yi bö­lün­me­ye de­ğil bü­yü­me­ye da­vet et­ti­ği­ni gö­re­bi­lir.

Paylaş Tavsiye Et