GÜNDEMDEKI TURBAN - BASORTÜSÜ TARTISMALARI YINE ALEVLENDI. ak parti ile mhp uzlasti deniliyor. ne ustunde peki? yuksek ogretimde turban yasagini kaldirmak icin. peki neden ozgurluk icin mi. sizce? ozgurlugun amasi var midir? liseden yasak olsun iste gucte yasak olsun ama yuksek ogretimde serbest olsun. bunun adi ozgurluk mu oy toplamak icin reklam mi? ozgurlugun amasi olmaz insanligin amasi olmaz verilen sozun amasi olmaz... biri bunlari konussun. herkes susuyor en azindan siz konusun... tesekurler... ahmet gunesdogdu / ahmet günesdogdu
|
|
|
|
Merhaba Anlayış Ailesi, Ben Burdur da vatani görevini yapmakta olan bir okuyucunuzum. Askerlik insana düşünmek için daha fazla zaman sağlıyor ancak tek başına düşünmek her zaman insanı geliştirmeye yetmiyor. Farklı fikirleri takip etmek ve kendi fikrinle kıyaslamak da zihni gelişimin bir parçası... Anlayış, geniş ufuklu yazar kadrosuyla farklı fikirlerle karşımıza çıkıyor ve bize bu fırsatı veriyor. Sadece internet ortamında ulaşıbildiğim Anlayışın okuyamadığım sayılarını elime almak için sabırsızlanıyorum. Sizlere iyi çalışmalar diliyorum... / Yunus Sönmez
|
|
|
|
Merhaba Sevgili Anlayış ,
Derginin kalitesinin her gün artarak devam etmesi sevindirici. Alanlarında uzman, birikimli insanlarla her ay farklı bir konuya ışık tutmanız takdire şayan.Tüm bilgi aşıkları adına, hakikat savaşçıları ve hikmetseverler adına sonsuz teşekkürler. Bu arada sizden bir şey rica etmeme izin verin lütfen. Her ay , bir sonraki ayın dosya konusu ilan edilse ve de okurun bir yazıyla o dosyaya katkıda bulunmasına imkan tanınsa, nasıl olur? Dergiyi hem daha fazla sahiplenmiş hem de renk katmış oluruz. Tabii ki acizane bir fikirdi. Takdir siz değerli dostlarındır. / Umut Çobanoğlu
|
|
|
|
Merhaba Sevgili Anlayış,
Nerden başlasam bilmem ki? Ya da kale almak ne kadar doğru? Medyada bu kadar çok konuşulduğuna göre bize ne kadar absürt görünse de yakından bakmakta fayda var. Henüz kaç perde olduğuna dair malumatız olmasa da ne tür olduğu sarih. Tam bir trajik-komik, Türkiyem hikâyesi. Filhakika "gülsem mi, ağlasam mı?" ikilemi. Demokrasiyi, halkın tercihlerini içine sindiremeyen ünlü bir piyanistimiz gündemde kalmak için ülkesini terk etmekle tehdit(!) ediyor.
Halkı hor gören, aşağılayan; demokrasi kavramını çok sık telaffuz etse de o kavrama inanmayan ve o kavramı içselleştiremeyen nam-ı diğer bir münevver! Oysa halkın tercihleri hukuk çerçevesinde gerçekleşmedi mi?
Yüz elli yıllık, kemikleşmiş elitist bir güruhun yapısı yine aynı. Halk adına konuşan, onlardan daha iyi bilen, tepeden inmeci bir zihniyet. Her ne kadar düşüncesini açıkça beyan etmesini sonuna kadar savunsam da, bu beyanını alenen bu ülkenin insanlarını hakir görmek için kullanmasını seviyesizlik olarak addediyorum.
Bir arada yaşama olgunluğuna, birbirini anlama yetisine sahip olmamız gerekmez mi? Farklılıklarımız fazlalık değil, zenginliktir. Bu zenginliği toplumun kanaat önderleri savunmaz ve de bu zenginliğe inanmazsa bu toplumu bir arada tutan değerleri yadsıyıp bunlara cephe alırsa ne kadar inandırıcı olabilirler. Hem bu ülkeyi İstanbul, İzmir, Ankara’dan mürekkep zanneden münevverlerden de küçük bir şey rica edeceğim. Lütfen sıcak ve her anı zevkli dakikalarla geçirdiğiniz o pek kıymetli mekânlarınızdan bir Bingöl'e bir Şırnak'a bir Tunceli'ye bir Hakkâri’ye gidin de yaşamak ne imiş, canımız sıkılıdı diye ülkeyi terk etmek ne imiş? Öğrenin. Yoğun kış şartlarının iyice alevlendirdiği yoksullukta bırakın yaşamayı ölmek bile çok zordur.
Kusura bakmasınlar ama hiç kimse bizim adımıza bu ülkeye sahip çıkmasın. Bu ülke hiç kimseye ait değil. Çünkü bu ülke HEPİMİZİN! / Umut Çobanoğlu
|
|
|
|
50.sayı için tebrik UMDUĞUNU BULMAK YA DA NE? Hepimizin çokça karşılaştığı sorulardan biridir umduğunu bulup bulamamak; bir işe başlamak, evlenmek, bir okulda okumak, önemli saydığımız bir şey/ler/i elde etmek gibi, pek çok konuda hep bu tarz sorularla karşılaşırız: umduğunu buldun mu? (veya umduğumu bulabildim mi?) Ezberciliği ve itaat kültürünü emreden ve buradan beslenen maarif sistemimizin zafiyetinden doğan bir soru bu. Bu zafiyet bize (maalesef) hazıra konmayı ve teslim olmayı dayatıyor. Bizi kolaycılığa imrendirdiğinden olsa gerek zoru bir türlü sevemiyoruz. Halbuki zor olanın daha zevkli olduğunu fark edemiyoruz bile. ‘Umduğunu bulabilirlik’ sorunu aslında bir amaçsızlığı/hedefsizliği ve aynı zamanda da tanımsızlığı bünyesinde barındırıyor. Bu, diğer yönüyle misyon ve vizyon eksikliği anlamına da geliyor. ‘Yaratıcılıktan’ ve ‘Kendine özgü olmaktan’ uzak, fakat başkasının peşi sıra gitmekten yana bir hale dönüşüyor. Her ne kadar ‘umduğunu bulabilmek’ sorusu çok boyutlu ve çok düzlemli bir mana taşıyor gibi görünse de felsefî/düşünsel arka planında muhatabını (büyük oranda) ‘hayır’ demeye mecbur bırakıyor. Bana göre umduğunu bulabilmek, umduklarımızı hayata geçirmek için çaba harcamakla olur. Kısaca, umduğumu bulmaya değil, umduklarımı gücüm yettiğince gerçekleştirmeye geldim demek daha tercih edilebilirdir. Sonuç olarak neyi teklif ettiğimizin önemli olduğunun altını çizmekte yarar görüyorum. Ve diyorum ki; umudumuzu canlı tutan; umduğumuzu gerçekleştiren; her sayısında anlayışımızı daha istikrarlı kılan; duruşumuzun net, tarafımızın neden belli olması gerektiğini zihnimizde sürekli tutmamızı sağlayan; nice sayılarda buluşmak umuduyla tebrikler ve başarılar. Ahmet AKKUŞ akkusahmet@mynet.com 20 Temmuz 2007 / ahmet akkuş
|
|
|
|
Yaşasın 50.sayı(mız)
50.sayı üzerine:
Sanat eleştirmeni olsaydım; “Derginizde neden ‘banner-hareketli !!’ yazılar yok” derdim.
Tiyatrocu olsaydım; “Hani bana iyi bir oyun piyesi”
Rakip dergi editörü olsaydım, “Bu kadar da olmaz kardeşim” derdim..
Politikacı olsaydım; “Oradan öyle atması kolay, gelin de sahada güreşin” derdim.
“Yazıcı/yazar/yazan” olsaydım; “Hmm,derdim.. Bu adamlarda iş var!!”,
Kıskanç komşu olsaydım; “Başlatmayın anlayışınıza..” derdim.
Sanırım iyi bir okurum ve “Helal olsun Anlayış’a ve nice 50. sayılara..” diyorum, / m.ali öner
|
|
|
|
Derginizi sürekli takip eden bir okurunuzum. Küresel ve ulusal meselelerle ilgili konularda bizi çok güzel bir şekilde aydınlatıyorsunuz teşekkür ederim. Ama yazarların kimliği hakkında çok az bilgi veriyorsunuz ya da hiç vermiyorsunuz. Okuduğumuz kişinin kim olduğunu bilmeye hakkımız vardır diye düşünüyorum. Teşekkürler. / Cengiz Kavak
|
|
|
|
Abone olduktan sonra sanal alemde de tanış olmak bu güne kısmetmiş... Size bütün bir coğrafyanın ihtiyacı var... Ne saçılır ise tohum olarak, o karşımıza o çıkar imiş önümüze... / Halil Erdoğan
|
|
|
|
Son sayınızı aldım. Derginin gerek kapak tasarımı gerekse de iç tasarımı okuyucunun gözüne hitap ediyor. Okurken insan zevk alıyor. Aynı hassasiyeti konuların seçimi ve anlatımı için de taşıyorsunuz. Biz okurların isteği, okuduklarımızın bizlerin düşünce yapısına bir şeyler katması, bizi zenginleştirmesidir. İnşallah sayılarınız bu çizginin altına düşmez; aksine daha güzel sayıları bizlerle buluşturmanızı arzular, saygılarımı sunarım. İyi çalışmalar… / Sefa Yiğit
|
|
|
|
Merhaba, “anlayış” sahibi sevgili Anlayış çalışanları. Bendeniz, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisiyim ve derginizi yeni tanımış olmanın üzüntüsünü, ama bir o kadar da, geç de olsa sizleri tanımış olmanın sevincini ve kıvancını yaşıyorum. Doğrusunu isterseniz Anlayış’ı, abonesi olduğum Muhafazakâr Düşünce Dergisi’nin de değerli yazarları olan sevgili Serhat Buhari Baytekin ve B. Berat Özipek ağabeyler vasıtasıyla tanıdım, burada da yazdıklarını öğrendim ve sizlerle de irtibata geçmek istedim. En kısa zamanda, Anlayış’a da abone olmak istiyorum. Çalışmalarınızda başarılar diliyor, saygılar sunuyorum. / Murat YILMAZ
|
|
|
|
|
 |